<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss version="2.0" xml:base="https://srelaxovtu.top/frontpage" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:foaf="http://xmlns.com/foaf/0.1/" xmlns:og="http://ogp.me/ns#" xmlns:rdfs="http://www.w3.org/2000/01/rdf-schema#" xmlns:sioc="http://rdfs.org/sioc/ns#" xmlns:sioct="http://rdfs.org/sioc/types#" xmlns:skos="http://www.w3.org/2004/02/skos/core#" xmlns:xsd="http://www.w3.org/2001/XMLSchema#"><channel><title>Uzm. Psk. Dan.  Şenol BAYGÜL  0242 312 60 13</title><link>https://srelaxovtu.top/frontpage</link><description/><language>tr</language><atom:link href="https://srelaxovtu.top/rss.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>Kokoloji</title><link>https://srelaxovtu.top/Kokoloji</link><description>&lt;div class="field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden"&gt;&lt;div class="field-items"&gt;&lt;div class="field-item even" property="content:encoded"&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kokoloji&lt;/strong&gt;, Japonya’ nın &lt;u&gt;Tokyo&lt;/u&gt; Şehrinde yer alan Waseda ve Rissho &lt;em&gt;Üniversite&lt;/em&gt;lerinde öğretim üyesi olarak çalışan  &lt;u&gt;Profesör &lt;/u&gt;  &lt;strong&gt;Tadahiko Nagao&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;Profesör Isamu Saito’&lt;/strong&gt;nun birlikte  geliştirmiş olduğu bir tür kendini keşfetme oyunudur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir &lt;strong&gt;Psikolojik&lt;/strong&gt; hikaye üzerinden  size yöneltilen  sorulara cevaplar vermeniz beklenmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kokoloji kelimesinin kaynağı Japonca &lt;strong&gt;akıl&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;ruh&lt;/strong&gt; manalarına gelen &lt;strong&gt;kokoro&lt;/strong&gt;dan gelmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“loji” kelimesi ise en geniş manada; "herhangi bir alanındaki yapılan çalışmalar" demektir. Bu tür kelimeler çoğunlukla &lt;strong&gt;Yunanca &lt;/strong&gt;veya &lt;strong&gt;Latince&lt;/strong&gt; köke sahip olup, son ek &lt;em&gt;-loji&lt;/em&gt;, Yunancadaki &lt;em&gt;-λογια&lt;/em&gt; (&lt;em&gt;-logia&lt;/em&gt;) dan gelir. Eski Yunanca, légō, log- λέγω, λογ- söz söylemek demektir. Bu ek buradan evrilmiştir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Psikoloji kelimesindeki  “ loji” eki de bu kelimeden türetilmiştir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu konuda ülkemizde Türkçe'ye çevrilmiş kitaplar bulunmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description><pubDate>Sat, 23 Jan 2016 16:01:21 +0000</pubDate><dc:creator>Şenol Baygül</dc:creator><guid isPermaLink="false">116 at https://srelaxovtu.top</guid></item><item><title>Pandemi Sürecinin  Psikolojik Etkileri</title><link>https://srelaxovtu.top/pandemi-s%C3%BCrecinin-psikolojik-etkileri</link><description>&lt;div class="field field-name-field-i-erik field-type-text-long field-label-above"&gt;&lt;div class="field-label"&gt;İçerik:&nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="field-items"&gt;&lt;div class="field-item even"&gt;&lt;div class="rtejustify"&gt;
&lt;strong&gt;İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinin ekonomi sistemlerinin işleyiş biçimleri üzerindeki etkileri  iş yaşamını ve dolayısıyla içinde bulunan kişileri etkilemektedir. &lt;/strong&gt;Kriz süreçlerinin söz konusu olduğu dönemlerde örgütler küçülme, kapanma gibi yeniden yapılandırmalara gitmektedir. Dolayısıyla ekonomik dalgalanmalara dayalı olarak ortaya çıkan işsizlik, düşük ücret, haftalık çalışma saatlerinin azaltılması, çalışanın işine son verilmesi ihtimali gibi durumlar belirsizliğe ve peşi sıra kişilerde stres seviyesinin artmasına sebep olmaktadır. Söz konusu olan pandemi sürecinde iş kaybı korkusu en önemli konulardan biri. Öyle ki hazırlanan bir rapora göre, özel sektörde çalışanların yüzde 51.32'si, kendi işini yapanların da yüzde 32.8'i işini kaybetme kaygısı yaşıyor. İnsanların yüzde 39.2'si ise gelecek 2 ayda aç kalma ya da ihtiyaçlarını karşılayamama korkusuna kapıldı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Peki, ekonomik kriz, iş hayatındaki olumsuzluklar ve maddi sıkıntılar çemberinde ne yapmalı? Sorunlarla nasıl başa çıkmalı? Hayatı nasıl rayına oturtmalı? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Stres yönetimi kapsamında stres nedenlerini ortadan kaldırmak ve/veya kontrol altına almak, ikinci olarak stresin etkilerini yok etmek ve üçüncü olarak ise strese karşı daha güçlü olmak, direnci arttırmak gerekmektedir.
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Sosyal destek stres yaşadığınız dönemlerde mükemmel bir koruma kalkanı görevi görür. Bu yüzden aileniz ve arkadaşlarınızla yaşadığınız durumu paylaşabilir ve onlarla fiziksel temas kurarsanız daha iyi hissedebilirsiniz.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İçinde bulunduğunuz ekonomik olanakları aile bireyleriyle uygun şekilde paylaşın ve birbirinize destek olun.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ailecek gelir gider tespiti yapın. Gelirinizi arttırabilecek faaliyetler var mı gözden geçirin. Çift mesai gibi değil de evde yapılabilecek ya da hobi olan bir faaliyeti gelire çevirme gibi. Harcamalarınızı azaltın, sadece ihtiyaçları alın.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Gelirinize uygun bir hayat tarzı benimseyin. “Ayağını yorganına göre uzat.” demiş eskiler.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kendinizle ilgili olumlu yargıları güçlendirmek ve iyi yönlerinize ve başarılarınıza odaklanmak önemlidir, “Bu durumla başa çıkabilirim”, “Elimden gelenin en iyisini yapacağım” gibi.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Yaşadığınız durumla ilgili zihninizden geçen olumsuz düşüncelerin yerine olumlu olanları koyun. Örneğin; “Bu durum sonsuza kadar sürecek.” yerine “Daha önce de benzer şeyler olmuş, elbet geçecek” diye düşünebilirsiniz.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Egzersiz yapabilirsiniz. Bunun için spor salonlarına gitmek zorunda değilsiniz. Yürüyüş yapmak da iyi gelecektir.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Vücudunuzda oluşan kas gerginliği, baş ağrısı, omuz ağrısı gibi durumları işinize yarayacak şekilde kullanın. Rahatlama teknikleriyle kaslarınızı gevşetin. Mesela, elinizi sıkabildiğiniz kadar sıkıp sonra gevşetin. Bunu tepeden tırnağa vücudunuzdaki diğer kaslarda da uygulayabilirsiniz.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Nefes egzersizleri yapın. Burnunuzdan nefes alıp ağzınızdan verirken “1-2-3-4” diye sayarak verin ve bir nefesinize bir saymaya odaklanın. Ama sadece onlara odaklanın. Böylece beyninize “her şey yolunda” mesajını vermiş olursunuz.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Stres hangi aşamada kişi için tehlikeli boyuta ulaşmış olur?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Her ne kadar olumsuz bir algıya neden olsa da, stres; esasında olumlu bir tepki olabilir. Stres tepkisi, bizi alarm halde tutar, motive olmamıza ve elimizdeki işe odaklanmamıza yardımcı olur. Genellikle de, üzerimizdeki baskı azaldığında, vücut durumu dengelemeye başlar ve giderek sakinleşiriz. Fakat çok sık bir biçimde ya da uzun süreli olarak stres hissettiğimizde veya olumsuz hislerimiz, onlarla başa çıkma yetimize baskın geldiğinde, işte bu noktada problemler ortaya çıkmaya başlar. Sinir sisteminin sürekli aktivasyonu –“stres tepkisi”– vücutta yıpranmaya neden olur&lt;strong&gt;.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Stresin ciddi boyutları var mıdır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Ekonomik krizler ve onların ortaya çıkardığı ekonomik olanaksızlıklar çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.  Bir araştırma, kriz zamanlarında çalışan kişilerin sağlık problemlerinde dramatik bir artışın olduğunu vurgulamaktadır. Psikosomatik semptomlar adı verilen bu problemlerin temel sebebi stresin bağışıklık sistemimizde hasarlar oluşturmasıdır. Stresin bir sonucu olarak vücudumuzda salgılanan kortizolun, bağışıklık sistemimizi baskılaması hastalıklarla mücadele yetimiz zayıflar. Yine stresin iskelet-kas sistemini, kardiyovasküler sistemi, sindirim ve endokrin sistemini etkilediği bilinmektedir. Kronik ve yönetimi yapılamamış stres tüm bu boyutlardaki etkilerini hastalık seviyesinde gösterebilmektedir.&lt;br /&gt;
Sağlık problemlerinin yanında yaşanan sorunlar kişilerde çaresizlik, umutsuzluk, karamsarlık gibi duygularla beraber intihar eğilimlerini ortaya çıkarmaktadır. Geçtiğimiz yıl gündeme gelen “Çocuğuna okul pantolonu alamadığı için yaşamını sonlandıran baba”  bilinen bir vakadır. Yine bir arkadaşımın benimle paylaştığı, bundan 6 yıl önce en son bir alışveriş merkezinde çocuklarını sinemaya getirmiş olarak gördükleri bir tanıdıklarının işten çıkarılması üzerine 1 hafta sonra intihar etmesi de benzer bir olaydır. Bu iki olay iş yaşamındaki stresin yaşantı üzerindeki etkisini gözler önüne sermektedir.&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
 &lt;/p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description><pubDate>Thu, 23 Jul 2020 06:42:53 +0000</pubDate><dc:creator>admin</dc:creator><guid isPermaLink="false">166 at https://srelaxovtu.top</guid><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/21">Depresyon Tedavisi</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/28">Fobiler, Korkular</category><category domain="https://srelaxovtu.top/kisilik-testleri">Kişilik Testleri</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/1">Psikolog</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/6">Psikolojik Danışman</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/27">Sınav Kaygısı</category></item><item><title>ONLİNE TERAPİ (PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK) NEDİR?</title><link>https://srelaxovtu.top/online_terapi</link><description>&lt;div class="field field-name-field-sabit-sayfa-i-eri-i field-type-text-long field-label-above"&gt;&lt;div class="field-label"&gt;Sabit Sayfa İçeriği:&nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="field-items"&gt;&lt;div class="field-item even"&gt;&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;&lt;strong&gt;ONLİNE TERAPİ (PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK) NEDİR? HAKKINDAKİ TÜM SORULARINIZA CEVAPLAR&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;&lt;strong&gt;ONLİNE TERAPİNİN FAYDALARI NELERDİR?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="font-size:14px"&gt;&lt;img alt="online psikolojik danışma nedir" src="/resim/online_terapi.jpg" style="height:211px; width:280px" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;Modern çağın koşuşturması içerisinde psikolojik desteğe ihtiyacımız olmasına rağmen,  bir çok mazeret üreterek (psikoterapiste gidecek zamanım yok, evde çocuk var, bulunduğum yerde uzman yok vb.) en çok kendimizi ihmal ediyoruz.  Tam bu noktada “online terapi” mazeretlerinizi ortadan kaldırmada ve ihtiyacınız olan desteğe ulaşmada size birçok fırsat sağlıyor:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;h3 class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;Online Terapi  Almak Oldukça Basittir.&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;Çalışma saatleri içinde işyerinizde ya da uygun bir fırsat yaratarak evinizde psikoterapi alabilir ve trafik, danışmaya gelememe gibi vakit kaybına yol açan durumlardan kurtulabilirsiniz. Uygun olduğunuz zamanlarda terapistinizi arayıp randevu alarak ihtiyacınız olan psikolojik desteğe ulaşabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;h3 class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;BİRÇOK BİREY ONLİNE TERAPİDE KENDİNİ DAHA RAHAT İFADE ETMEKTEDİR.&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;&lt;strong&gt;Online terapi&lt;/strong&gt; genellikle teknolojiyi iyi kullanan bireyler için çok daha rahat bir seçenektir. Ancak bugün 7 yaşındakinin de  70 yaşındakinin de bir akıllı telefonu ve internete bağlanma imkanını olduğunu  düşündüğümüzde herhangi bir bağlantı ücreti ödemeden kolaylıkla Online terapi hizmetine erişmek mümkün.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;h3 class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;KLİNİĞE GELEMEYEN BİREYLERE TERAPİ KONUSUNDA YARDIMCI OLMAKTADIR.&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;Çoğu kırsal yerleşim bölgesinde psikoloji alanında destek veren terapi merkezleri yoktur. Kronik hastalığı veya engeli olan bazı bireylerin uzun süreli yolculuğa çıkması veya evlerini terk etmesi zor olabilmektedir. Bu gibi durumlarda &lt;strong&gt;online terapi&lt;/strong&gt; tek seçenek olabilmektedir. Online terapinin tercih edilmesinin sebeplerinden biri dış etkenlere bağlı imkansızlıklardır. Danışanın terapi merkezine gelmeyle ilgili engelleri varsa tercih edilen bir yöntemdir. Bu sayede ister seyahatte olun, ister çalışıyor olun, size uygun 1 saatlik bir arada sessiz bir ortamda bilgisayar ya da akıllı telefonla bağlantı kurularak terapi desteği alabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;&lt;strong&gt;ONLİNE TERAPİ NASIL YAPILIR?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;Terapistinizle iletişime geçerek seans için uygun bir gün ve saat belirlersiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt; Seans ücretini ödeme konusunda da karar verildikten sonra (havale, eft ya da pay pal gibi yöntemler kullanılabiliyor) terapistinizin kullandığı bilgisayar ya da akıllı telefon uygulaması ile bağlantı kurabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;Terapi süreniz 1 saattir. Terapi ile ilgili tüm kurallar online terapi için de geçerlidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;Terapistiniz size seansların nasıl gerçekleşeceğiyle ilgili bilgilendirme yapar, gizlilik ilkesinden bahseder. Siz kendinizi tanıtır ve sorunlarınızdan bahsedersiniz. Ardından terapi hedeflerinizi belirler, psikolojik danışma sürecinin nasıl olacağına dair bilgilendirme alırsınız. Düzenli olarak ne sıklıkla görüşme yapacağınıza karar verip seansı sonlandırırsınız.  Her kişi yaşantısıyla özel ve eşsizdir. Kaç seans terapi alacağınız yaşamakta olduğunuz soruna ve ihtiyacınıza göre değişkenlik göstermektedir. Bu konuda da terapistiniz yaklaşık olarak kaç seans almanız gerektiğine dair öngörüsünü sizinle paylaşabilir. İlk ya da ikinci seansta belirlediğiniz terapi hedeflerine zamanla yaklaşmış hissediyorsanız işler yolunda gidiyor demektir. Son seanslara doğru ise terapi hedefleri yakalanmıştır ve seansları sonlandırma kararını terapistinizle karşılıklı olarak değerlendirirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;NOT: Her birey yaşamı algılama ve yaşantılara verdiği tepkilerle eşsizdir. Buna bağlı olarak psikolojik danışma sürecinin içeriği ve oturum sayısı da kişiye özeldir. Bununla birlikte, psikolojik danışma deneyimlerimden yola çıkarak ifade edebilirim ki; bir başkasına ihtiyaç duymadan hayatınızda karşılaştığınız sorunların çözümünü sağlayabileceğiniz sistemi kurmayı amaçlayan &lt;u&gt;psikolojik danışma sürecindeki ideal ve ortalama süre beş seanstır.&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;&lt;strong&gt;SONUÇ OLARAK;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:14px"&gt;Bazı ufak kısıtlılıklar dışında gayet verimli ve kullanılabilir bir yöntem olduğunu kabul etmek, önyargılarımızı bir kenara bırakmak ve teknolojiyle barışmak lazım. Dev şirketler, eğitim merkezleri ve birçok kurum online bağlantı ile büyük konferanslar gerçekleştirirken teknolojinin bu kolaylığını, daha çok danışana faydamız dokunması açısından, iyi değerlendirmek gerekir. Görünen o ki, online terapiden faydalanan danışanlar bu imkandan oldukça memnun. Online terapi deneyimi olan terapistler de en az yüzyüze görüşme kadar verimli olduğunu belirtiyor. Ben de kendi deneyimlerime dayanarak, merkezimize gelme imkanınız yoksa ya da,  gelmeyle ilgili motivasyonunuz düşükse online terapiyi öneriyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;online terapinin faydalarına dair aşağıdaki kaynakçadan detaylı bilgi edinebilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:12px"&gt;&lt;strong&gt;KAYNAKÇA&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:12px"&gt;Andersson, G., &amp; Cuijpers, P. (2009). Internet-based and other computerized psychological treatments for adult depression: A meta-analysis. &lt;em&gt;Cognitive Behaviour Therapy&lt;/em&gt;, 38(4), 196-205. &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20183695"&gt;http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20183695&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:12px"&gt;Barak, Azy, et al. (2008). A comprehensive review and a meta-analysis of the effectiveness of internet-based psychotherapeutic interventions. &lt;em&gt;Journal of Technology in Human Services&lt;/em&gt;, 26.2-4: 109-160. &lt;a href="http://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/15228830802094429#.VI8vaCvF_hs"&gt;http://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/15228830802094429#.VI8vaCvF_hs&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:12px"&gt;Nagel, D. (2011). The future of online therapy. Psychotherapy Networker Symposium, Washington, D.C. &lt;a href="http://dx.doi.org/10.1037/e561872012-001"&gt;http://dx.doi.org/10.1037/e561872012-001&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:12px"&gt;Neimark, G. Patients and text messaging: A boundary issue. (2009). &lt;em&gt;The American Journal of Psychiatry&lt;/em&gt;. 166(11), 1298-1299. &lt;a href="http://dx.doi.org/10.1176/appi.ajp.2009.09071012"&gt;http://dx.doi.org/10.1176/appi.ajp.2009.09071012&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:12px"&gt;Wantland, D. J., Portillo, C. J., Holzemer, W. L., Slaughter, R., &amp; McGhee, E. M. (2004). The effectiveness of Web-based vs. non-Web-based interventions: a meta-analysis of behavioral change outcomes. &lt;em&gt;Journal of Medical Internet Research&lt;/em&gt;, 6(4). &lt;a href="http://www.jmir.org/2004/4/e40/"&gt;http://www.jmir.org/2004/4/e40/&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;p class="rtejustify"&gt; &lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description><pubDate>Wed, 15 Jan 2020 14:51:04 +0000</pubDate><dc:creator>admin</dc:creator><guid isPermaLink="false">159 at https://srelaxovtu.top</guid></item><item><title>Aşık mıyım? Takıntılı mı?</title><link>https://srelaxovtu.top/antalya-cift-terapisi-askmi-takintimi</link><description>&lt;div class="field field-name-field-i-erik field-type-text-long field-label-above"&gt;&lt;div class="field-label"&gt;İçerik:&nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="field-items"&gt;&lt;div class="field-item even"&gt;&lt;div class="rtejustify"&gt;ONU GERÇEKTEN SEVİYOR MUYUM?&lt;br /&gt;
Aşk nedir sorusuna hemen herkes kendi cümleleriyle cevap verebilir. Ancak aşkın ne olmadığını bilenimiz pek az. Çoğu zaman saplantı, takıntı veya bağımlılıklar aşk gibi değerlendirilebiliyor. Bu da sağlıksız ilişkilerin devam etmesine ve kişilerin mutsuz olmasına sebep olabiliyor. Genel nüfusun yüzde 5' inin ilişkilerinde bağımlı ve takıntılı davranmakta. Peki, "Onu gerçekten seviyor musunuz yoksa bu bir takıntı mı?", eğer takıntıysa "Saplantılı ilişkiden nasıl kurtulabilirsiniz?".
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Aşk ve takıntılı ilişki arasındaki farklar nelerdir? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Sağlıklı bir duygusal ilişkide hissedilen temel duygu mutluluk ve heyecandır. Kişi mutluluk yerine kaygı hissediyor, karşısındaki güven duymakta güçlük çekiyor, ayrılık ile ilgili senaryolar zihnini meşgul ediyor ve kendini rahatlatacak işlevsiz eylemlerde bulunuyorsa sağlıksız ilişki yaşıyor denilebilir. Böyle bir durumda kişi 'sevgilim başkasıyla olabilir' kaygısı ile sürekli partnerini arayabilir, nerede olduğunu kontrol edebilir. Kendisinin sevilip sevilmediğini anlamak için partnerine sık sık"Bana aşık mısın, beni ne kadar seviyorsun?" diye sorabilir. Ancak bunlar bir süre kişinin iyi hissetmesini sağlar. Daha sonra kendini rahatsız eden düşünceler zihnini meşgul etmeye başlar.&lt;br /&gt;
Aşkta güven, aidiyet, coşku söz konusudur, takıntılı ilişkide ise bir diğerinin hayatını işgal etme, güvensizlik, kendi ihtiyacını ön planda tutma ve onu yok sayma gibi duygular ön plandadır.&lt;br /&gt;
Aşkta sevgi, sevecenlik, paylaşım ön planda iken, takıntılı ilişkide öfke, korku ve sonucunda şiddet ön planda olabilir.&lt;br /&gt;
İlişkiyi sürdüren dinamik sevgi  yerine ‘ben ne olacağım’ düşüncesidir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Takıntılı aşkın sebepleri nelerdir? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Kişinin bebeklik döneminde yeterince ilgi ve sevgi görmediği için oluşamayan  güvenli bağ kişinin gelecek romantik ilişkilerinde de aynı şekilde çaresizce bu ilgi ve sevgi arayışına girmesine neden olmakta  ve uçlara gidilebilmektedir.&lt;br /&gt;
Tamamlanamamış bir benlik oluşumu kişinin partneri ile varoluşsal bir anlam kazandığına inanmasına ve onunla önemli bir boşluğu doldurduğunu düşünmesine sebep olabilmektir.&lt;br /&gt;
Takıntılı bir aşkın temel belirtilerinden olan kaygı bazen kişinin başarısızlık, düşük özgüven, kırılganlık ve zayıflık hissinden doğan kaygısının yerine konmuş hali de olarak da karşımıza çıkabilmekte.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Duygusal ilişkisinde takıntılı olan kişi nasıl davranır? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Yalnız kalmak&lt;/u&gt;tan çok korkan takıntılı bireyler aşık oldukları kişilerle aralarında mesafe olduğunda hemen bu mesafeyi ortadan kaldırmaya çalışırlar, bu mesaja geç cevap verilen bir kaç dakika olsa bile. Mesaja bir süre cevap vermediniz diye üst üste arayan bir partneriniz olmuş muydu? Ya da siz arkadaşınızla dışarıdayken size ulaşamayınca arkadaşınızı arayan biri?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu bireylerin diğer belirgin özelliği de &lt;u&gt;terk edilmeye karşı aşırı hassasiyet&lt;/u&gt;leridir. En ufak sorunda dünyanın sonu gelmiş gibi davranırlar. Öyle ki  partnerinin hala kendisini seviyor olarak yerinde olduğunu kontrol edecek şekilde her an kişiyle iletişim halinde olmaya çalışır, yaptığı hiçbir işe kendini veremez. Konuşmadığında ya da görmediğinde huzursuzluk yaşar. Mesaj attığı anda cevap bekler, eğer hemen cevap gelmediyse sevilmediğini düşünür. Yeni görüşmelerine rağmen daha eve gitmeden yolda arama ihtiyacı hisseder.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;u&gt;Ayrılmaya karşı aşırı kaygı&lt;/u&gt; hisseden kişi olumsuz yaşantılar yaşasa bile partneriyle kalmaya devam eder,ondan vazgeçemez. Yaşantısını partnerinin istek, talep ve beklentilerine göre düzenler. Ayrılma olasılığını ortadan kaldırmak için kısıtlamaları kabul eder. Görüşme derse görüşmez, giyme derse giymez, kendi onaylasa bile partnerinin onay vermediği her şeyden uzak durarak izole bir yaşama çekilir.  Sırf onunla daha fazla vakit geçirmek için ailesiyle, arkadaşlarıyla olan randevuları iptal eder, zamanının büyük bir bölümünü onun için harcar. Haksızlığa uğrasa bile ilişkiyi bitirmez. Onun için ilişkinin kalitesi değil terk edilmemiş olmak ve ilişkinin devam etmesidir. Hatta beklentileri karşılanmadığı halde partnerini bırakmadığı için kendine bile öfkelenir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bunlarla birlikte takıntı yaşayan kişide partneri olmadan yaşamının geri kalanından keyif alamayacağına dair &lt;u&gt;işlevsiz inançlar&lt;/u&gt; vardır. Hiç "ona ihtiyacım var, biliyorum o hayatımın anlamı, onsuz nefes alamam" diyen bir arkadaşınız oldu mu? Bu arkadaşınızın benlik bütünlüğünün tam olmadığından ve tamamlanma ihtiyacı hissettiğinden söz edebiliriz. Kendini ancak bir ilişkide var hisseden kişi ihtiyaca dayalı birliktelikler kurmaya eğilimlidir. Yalnızken rahatsız ve çaresiz hisseden bağımlı aşık eğer partneri yoksa sevilmediğini düşünür, eğer bir partnerle konuşmuyor, vakit geçirmiyorsa gününü dolduramaz. Genelde ya yeni bir partner bulduklarında ilişkileri sonlanır ya da ayrılık yaşadıktan hemen sonra yeni bir partner arayışına girerler ki yarım kalan benliklerini tamamlayabilsinler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bütün bunlar sevgi kaynaklı görünse de uzun vadede taraflardan ikisini de duygusal anlamda yıpratır ve mutsuz yaşantıların ortaya çıkmasına sebep olur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Duygusal ilişkideki takıntılarla nasıl baş edilir? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
"Evet, bunları ben de yaşıyorum, peki şimdi ne yapacağım?" diye kendinize sorabilirsiniz. Yaşadığınız ilişkinin sağlıklı olmadığını fark etmek değişimin ilk adımıdır. Ancak öncelikle şunu söylemeliyim ki takıntılı olan ilişkinin bitirilmesi bir daha böyle bir ilişki yaşanmayacağı anlamına gelmez o yüzden bu tutumun altında yatan dinamikleri araştırmak daha sağlıklı bir çözüm olacaktır. Bu konuda profesyonel yardım almadan önce takıntılı davranışlarınızı düzenlemeniz için birkaç öneri.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;*Sizi partnerinize 'takıntı' boyutunda bağlayan şeyin çarpık ve gerçekçi olmayan düşünceler olduğunu kabul edin. "O olmazsa ne yaparım, nasıl yaşarım." düşüncenizin yerine "Daha önce o olmadığında ne yapıyorsam onu yaparım, hayatımın kontrolü bende." diyebilirsiniz. Ya da daha önceki ilişkiniz için de böyle düşündüğünüzü ama zamanla bu düşüncelerin ve kaygıların geçtiğini hatırlatın kendinize.&lt;br /&gt;
*Mutluluğunuzu sadece partnere bağlamak yerine onu hayatınızın bir köşesine koyup kendinize bir yaşam alanı yaratın. Arkadaşlarınızla ya da ailenizle vakit geçirirken de mutlu oldunuz hatırlasanıza. Yalnız başına kahve içip kitap okurken de mutlu olabilirsiniz zira. Siz kendi kendinize yetebilirsiniz.&lt;br /&gt;
*Arkadaşlarınızın hiç 'sevgili buldun bizi unuttun, ortadan kayboldun' dediği oldu mu hiç? Hayatınızda ilişkiden önce-ilişkiden sonra diye bir dönüm noktası olmamalı. İlişkiden önceki faaliyetlerinize(aile, iş arkadaşları, sosyal faaliyetler, hobiler) devam etmelisiniz. Yaşadığınız sosyal izolasyon 'partnerim olmadan yapamam' düşüncelerinizi pekiştirir.&lt;br /&gt;
*İç konuşmalarınızda sevildiğinize, değerli olduğunuza, tek başına da yeterli olduğunuza dair kanıtları söyleyebilirsiniz. Hatta bunları yazabilirsiniz.&lt;br /&gt;
* Nefes egzersizleri yapabilir, takıntıları beslemek yerine yoga, yürüyüş gibi aktivitelere yönelebilirsiniz.&lt;br /&gt;
 &lt;/p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description><pubDate>Mon, 04 Nov 2019 11:15:29 +0000</pubDate><dc:creator>admin</dc:creator><guid isPermaLink="false">158 at https://srelaxovtu.top</guid><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/37">Aile</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/36">Evlilik</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/38">Evlilik Öncesi</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/51">psikoloji nedir</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/6">Psikolojik Danışman</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/39">Terapi</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/2">Terapist</category></item><item><title>Aldatma İle Baş etmek</title><link>https://srelaxovtu.top/antalya-evlilik-terapisti-aldatma-ile-bas-etmek</link><description>&lt;div class="field field-name-field-i-erik field-type-text-long field-label-above"&gt;&lt;div class="field-label"&gt;İçerik:&nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="field-items"&gt;&lt;div class="field-item even"&gt;&lt;p class="rtejustify"&gt;Bir çok kişi “sevgilim, eşim, beni aldatmaz” der ve hayatını buna göre yaşar. Aksi ortaya çıktığında kişinin aldatıldığını kabullenmeye ve bununla baş etmeye hiçbir hazırlığı yoktur.  Bir çiftin elinden ilişkilerini, mutluluklarını ve kimliklerini çalabilecek bir eylem var ki, adı aldatma. İlişki sınırlarının bir çeşit ihlali olan aldatma oldukça yaygın bir davranış olmasına rağmen doğası pek anlaşılmamaktadır. Gerçek yaşamda çiftlerin yüzde 60 ile yüzde 75’i sadakatsizliğe rağmen evliliklerine devam etmektedirler. Yargılamadan önce dinamiklerini anlamak lazım; neden oluyor, nasıl oluyor, ne zaman oluyor, niyet ne?&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Sade bir tanımla aldatma, var olan birlikteliğin dışında üçüncü kişi/kişilerle yaşanılan duygusal ve/veya bedensel bir ilişki sonucu var olan ilişkideki standartların ve beklentilerin çiğnenmesi anlamına gelir.   &lt;strong&gt;Şenol BAYGÜL&lt;/strong&gt;, Uzman Psikolojik Danışman, &lt;a href="http://www.senolbaygul.com/"&gt;&lt;strong&gt;www.senolbaygul.com&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Aldatmanın sebepleri neler?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Aldatmanın merkezinde genelde bulacağınız şey duygusal bir bağ için, yenilik için, özgürlük için, bağımsızlık için, cinsel yoğunluk için özlem ve istektir. Kaybedilen parçayı yeniden bulmak için bir dilek ya da yitirilen yaşam enerjisini yerine getirme çabasıdır. Bu noktada aldatmaya aradığını bulma teşebbüsü diyebiliriz. Kadın der ki “Bunda ne buldu ki gül gibi karısını aldatıyor?”, erkek der ki “Statü sahibiyim ve varlıklıyım, karım şoförümle beni nasıl aldatır?” Demek ki eksik olan bir şeyler var. Bireysel doğa ait olma, önemsenme, kendine güven, değer görme ihtiyacı üzerinde şekillenir. İlişkide bunlar karşılanmadı mı yalnızlık hissi ortaya çıkar ve kişi yalnızlığını ortadan kaldırmaya çalışır.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Öte yandan aldatmayı ‘başka bir ben arayışı’ olarak da adlandırabiliriz. Şöyle ki, örneğin, bir kadın aldatma motivasyonunu açıklarken evi temizleyen, yemek yapan, çocuklara bakan, kocasını bekleyen, bezgin kadın olmaktan çıkıp iltifat alan, onaylanan, güçlü hisseden biri olduğunu hissetmeye başladığını söyleyebilir. Buradaki temel yeterli, değerli ve özel hissetme ihtiyacı, kısaca arzulanma arzusudur.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Edinilen verilere göre erkeklerin ortalama %25’ i kadınların da %11’i evlilik süreçleri içinde en az bir kez eşini aldatıyor. Peki, her aldatma mutsuz evlilik dinamiğinde mi oluyor? Sadece mutsuz evliliklerin sonucu değil. Eskiden kişi mutsuz olduğu için partner değiştirirken şimdilerde daha da mutlu olabileceği beklentisiyle bu eğilimi gösteriyor. Aldatan erkeklerin %56’ sı, kadınların %34’ ünün mutlu bir evliliği var. Bu kafa karıştırıcı. Burada devreye bir çeşit dürtü giriyor, belki heyecan arayışı, belki fark edilmeyen eksikliklerin yasak ilişkide karşılanması.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Erkeklere atfedilen bir özellik olmakla birlikte kadınların da aldatma eğilimde bulunduğunu söyleyebiliriz. Hatta kadınların çalışma hayatında daha çok yer almasına bağlı olarak, diğer kişilere erişim kolaylaştığı için, kadın erkek arasındaki oranlar arasındaki fark azaldı. Ancak şöyle bir fark var ki kadınlar için sahip oldukları ilişkideki duygusal doyumdan daha fazla duygusal doyuma ulaşabilmek aldatma sebebi iken, erkekler için ise cinsellik daha öncelikli bir nedendir.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Merak edilen sorulardan bir diğeri de, insanlar ayrılmak yerine neden aldatıyor&lt;/strong&gt;? İnsanda bulunan üç ayrı beyinsel sistem olan &lt;strong&gt;şehvet, aşk ve bağlılık&lt;/strong&gt; her zaman aynı anda tezahür edip birbirlerine bağlı çalışmazlar. Bu yüzden uzun süreli eşe karşı bağlılık hissederken aynı zamanda başka birine karşı aşk hissedilebilir. Evlilik bağı kurulan eş ile bir güvenli ve belirli alan yaratılmıştır. Kişiler kolayca bu alanı terk etmek istemezler. Böylece hem bağlılık hem de aşk ihtiyacı aynı anda karşılanmış olur.  &lt;strong&gt;Şenol BAYGÜL&lt;/strong&gt;, Uzman Psikolojik Danışman, &lt;a href="http://www.senolbaygul.com/"&gt;&lt;strong&gt;www.senolbaygul.com&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Aldatma fark edilebilir mi?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Aldatılmanın belki de en önemli ve en öncü belirtisi sizin hislerinizdir.  Ancak bazı ip uçları bulmak da mümkün. İletişimin azalması, eve geç gelme, sorumluluklarla ve evdeki oluşumlarla ilgilenmeme, yanınızda depresif olması, zevklerinde değişiklik, telefondaki konuşmaları gizleme ve gelen mesajları silme, evde kapıları kapalı tutmaya başlaması, bilgisayar başında fazla kalması, dalıp gitmeler, gelecekle ilgili konuşmak istememeler, beraber, aynı zamalarda yatmaktan kaçınmak, uykusuzluk, kendine aşırı özen gösterme, zamanını eskiye göre daha çok ayna karşısında geçirmesi, sevgi sözcüklerini azaltması, sizin sevgi söylemlerinizden de rahatsızlık duyması, sizi ya da ilişkinizi başkalarıyla kıyaslaması dikkate alınması gereken bir durumdur. Bunlardan hiçbiri tek başına yeterli ve kesin durumlar değildir. Her uzaklaşma, yabancılaşma, paylaşım azlığı aldatılma olarak değerlendirilmemeli ama ilişkide bir kopuş olduğu kesindir, gözlem yapmakta fayda var.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Sözlerin bozulup hayallerin yıkıldığı aldatma süreci her zaman boşanma ile sonuçlanmasa da daima ilişkileri etkiler ve çoğu çift için bu acı verici ve olumsuz olur. Bir araştırma eşleri tarafından aldatılan kişilerin %30’ undan fazlası travma sonrası stres bozukluğu belirtileri gösterdiğini ortaya koymaktadır. Travmaya yol açan şey aslında nedir?  Aldatma duygusal güvenliği tehdit eder.  Siz duygusal ilişki içindeyken “En büyük aşkım, en iyi dostum, en güvenilir sırdaşım, en yakın destekçim o ve ben o’ yum, onun seçtiği, eşsiz, vazgeçilmez kişiyim.” diye düşünürsünüz ve aldatma böyle olmadığını söyler. Aldatma aşkın hevesini parçalar. Travmatiktir, çünkü benlik algısını yok eder. Bir güven ihlali, kimlik krizi söz konusudur.     &lt;strong&gt;Şenol BAYGÜL&lt;/strong&gt;, Uzman Psikolojik Danışman, &lt;a href="http://www.senolbaygul.com/"&gt;&lt;strong&gt;www.senolbaygul.com&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Aldatma sonrası ortaya çıkacak sorunlar neler? Eşler Nasıl Davranmalı?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;“Sana tekrar güvenebilir miyim?” şunu  unutmayın “kuşun güveni konduğu dala değil, kendi kanatlarınadır.” Yola eşinize ve hayatınızdaki diğer kişilere değil, kendinize güvenerek çıkın. Önce tek başınıza mutlu ve huzurlu olabilecek bir yaşamı var edin. Buna rağmen hala eşinizi seviyorsanız o ilişkiye destek verin. O istediği için değil siz sevdiğiniz için bu ilişkinin içinde  olun.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Gerçek yaşamda çiftlerin yüzde 60 ile yüzde 75’i sadakatsizliğe rağmen evliliklerine devam etmektedirler.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Her ne kadar travmatik ve yıpratıcı olsa da krizin fırsata çevrilebildiği ilişkilerde evlilik sonlanmak yerine güçlenerek devam edebilir. Aldatma tek tarafın problemi değildir, her iki taraf da değiştirilip dönüştürülmesi gereken şeyleri fark edebilir ve düzenleyebilirse aradaki bağ kuvvetlenebilir. İki tarafta istediği ve çaba sarf ettiği takdirde  eski sistemden daha iyi yeni bir sistemin kurulması mümkün olabilir.  Aldatma-aldatılma durumu yaşamış ve birbirleriyle yola devam etmek, bu travmayı atlatıp bağlarını güçlendirmek isteyen kişiler şunu yapabilirler. Nasıl tanıştıklarını, ilişkilerinin ilk başından bu güne birbirlerinde gördükleri olumlu tarafları, birlikte yaşadıkları olumsuz olayların zamanla onları nasıl geliştirdiğini, birbirlerine katkılarını, güzel ve anlamlı anıları yazabilir ve böylece yoğun anlam dolu geçmiş hatırlandıkça aralarındaki sevgi bağı güçlenecektir.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Güven kaybedilebildiği gibi kazanılabilir de. Sadece kaybedilen güvenin kazanılması biraz zaman alır.  Şeffaflık en önemli etkendir. İlk zamanlar aldatılan kişi çok hassas ve kuşkucu olabilir. Aldatan eş bunu normal karşılayıp önerilen onarma girişimlerine devam etmelidir.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Sağlıklı bir birliktelik için eşinize yüklediğiniz anlamı gözden geçirin. O sizin için bir vasıta mı, ruhu ve anlamı olan bir varlık mı?&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Nasıl bir yol çizmeli? &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Aldatma, saldırganlık gösterme gibi davranışsal sonuçların yanında üzüntü, öfke, kaygı, utanç,intikam, incinme, kıskançlık, mahçubiyet gibi sıkıntı verici çeşitli duyguların kombinasyonunu beraberinde getirmektedir. Aldatılan eşte, terkedilme tehdidi, ayrılma kaygısı, genellenmiş kaygı gibi duyguları uyarmaktadır. Bu duyguların normal ve geçici olduğu zaman içerisinde ortadan kaybolacağı bilinmelidir.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Hisleriniz hakkında konuşmaktan çekinmeyin. Olumsuz duygularınızı içinize atmanız yalnızca güçlenmelerine neden olacaktır. Eşinizle iletişimin açık olması daha sağlıklı çözümler ortaya çıkaracaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;İlişkiye devam edip etmeyeceğinize karar verin. Cevabınız hayır bile olsa eşinizle aranızdaki güven bağını onarmaya çalışın ve affetmeyi öğrenin. Bu sizin psikolojik sağlığınız için önemlidir, nefret duygularından arınmalı veyeni güzel anıların önüne geçmemelisiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt; &lt;/p&gt;
&lt;p class="rteright"&gt;&lt;strong&gt;Şenol BAYGÜL&lt;/strong&gt;, Uzman Psikolojik Danışman, &lt;a href="http://www.senolbaygul.com/"&gt;&lt;strong&gt;www.senolbaygul.com&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description><pubDate>Sun, 21 Jul 2019 10:55:26 +0000</pubDate><dc:creator>Şenol Baygül</dc:creator><guid isPermaLink="false">157 at https://srelaxovtu.top</guid><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/52">psikiyatri nedir</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/3">Psikiyatrist</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/71">Psikoanaliz</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/60">Psikolojik Destek</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/43">Psikoterapi</category></item><item><title>Evliliklerde Güç Savaşı</title><link>https://srelaxovtu.top/evlilik-terapisti-antalya-evliliklerde-guc-savasi-catisma</link><description>&lt;div class="field field-name-field-i-erik field-type-text-long field-label-above"&gt;&lt;div class="field-label"&gt;İçerik:&nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="field-items"&gt;&lt;div class="field-item even"&gt;&lt;div class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;EVLİLİKTE GÜÇ SAVAŞI NEDİR?&lt;/strong&gt;
&lt;p&gt;Savaşın kazananı olmaz, sadece daha çok kaybedeni ve zarar göreni vardır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Nikah anında akıldan geçen “Ayağına basayım, evde sözüm geçsin.” inanışı evlilik sürecinde gizliden gizliye kendini sürdürebiliyor. Evde son sözü kimin söyleyeceğine dair çatışmalar ise güç savaşlarının temelini oluşturuyor. Güç savaşı ekonomik gücün veya sosyal statünün ast-üst ilişkisi şeklinde evliliğe yansıtılması, unvanların, kazanç oranlarının kıyaslanması, birtakım kararlar alınırken sıfatların öne sürülerek (örneğin, ben para kazanıyorum, nereye gidileceğine ben karar veririm.) yaptırımda bulunmaya çalışılması ile karakterize bir durumdur. Yine güç savaşlarında eşlerden biri bir diğerinin seçimlerini, yaşantısını, bakış açısını, tarzını beğenmeyerek değiştirme girişiminde bulunabilir.&lt;br /&gt;
Son yıllarda evlilik sorunlarının en başında gelen güç savaşı boşanmalardaki temel sebeplerdendir. Kadının güçlenmesi ve ekonomik ve eğitim anlamında kendini geliştirmesi ile yıllardır baskın olmaya alışmış erkekler pasif kalmak zorunda kalan kadınlar ile karşı karşıya kalmıştır. İki tarafın da sınırları bilemeyip güç dengesini ve eşitliğini sağlayamamaları ilişkilerde güç mücadelesini, çatışmaları ortaya çıkarmıştır.&lt;br /&gt;
Örneğin Suriye’yi düşünün sürekli bir çatışma var. Çatışmanın olduğu, geleceğinizi göremediğiniz belirsiz bir ortama, bölgeye yatırım yapar mısınız? İlişkiler de güç savaşı çatışmayı getiriyor. Eşler de çatışmanın olduğu bu bölgeye yani ilişkilerine, evlilklerine yatırım (duygusal, ekonomik vb. )yapmaktan vaz geçiyor. Bu yatırımlarını farkında olarak veya farkında olmadan daha güvenli alanlara yani ilişkiden sonra gidebilecekleri anne babası, işi, arkadaşları gibi alanlara yönlendiriyor. Bu durumu gören diğer eş için ise ilişkiye olan güven daha çok azalıyor. İlişki de ayrılık kaçınılmaz hale geliyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;EVİLİLİKTE SAVAŞ NASIL BAŞLAR?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Büyüme tarzı ve maruz kalınan rol model tutumları bireylerin güç mücadelesine girmesinde etkilidir. Çocukluk dönemindeki aile yaşantısı, anne baba birlikteliği ve zihne yerleşen birtakım yanlış düşünce tarzları evlilikteki güç savaşını başlatabilir. Şöyle ki annesi babası tarafından ezilen bir birey “Annem suskun biriydi ve ezildi, eğer sesimi çıkarmazsam ezilirim.” şeklinde düşünüp her duruma müdahale etmeye söz hakkını kendinde sonlandırmaya çalışabilir. Yine annesi tarafından “Oğlum/kızım sözünüze kimseyi karıştırmayın, her şeyi yaptırın.” Diye telkinle yetiştirilen bireyler otoriter ve kontrolcü olmaya çalışacak böyle mutlu olacaklarını düşünebilirler. Ya da “Babam gibi iradesiz ve zayıf olmayacağım. Gerçek erkek dediğin evde her dediği olandır.” inanışı olan bir kişi sadece kendi taleplerini yerine getirecek ve kendi istekleri dışındaki şeylere hayır diyen birisi olacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Diğer bir yandan çevreleriyle olan ilişkilerinde güç ile istediklerini elde etmeyi öğrenmişlerse ya da güçsüz olanın ezildiğini gözlemlemişlerse güç mücadelesi konusunda daha hassas olacaklardır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;GÜÇ SAVAŞI EVLİLİKLERİ SAĞLIKSIZ HALE GETİRİR.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Güç mücadelesinin olduğu evliliklerde önemli ya da önemsiz herhangi bir konuda karar verilmesi gerektiğinde taraflardan biri bu hakkı ve seçimi ekonomik durum, sosyal statü gibi durumları öne sürerek kendinde görür. Karşı taraf ya boyun eğer kabul eder ya da aynı şekilde tepki gösterir. Güçlü ve baskın olmaya çalışan taraf partneri güçlü olduğunda onunla savaşırken güçsüz olduğunda ise onu aşağıda görür. Ortak bir paylaşımdan bahsedilemediğinden iki durum da sağlıklı bir evlilik için olumsuz bir tablodur.&lt;br /&gt;
Baskın olduğuna inanan ve bu şekilde davranan kişi zamanla eşini değersiz ve küçük görmeye bir süre sonra da fazlalık ve ayak bağı olan bir eşya olarak görmeye başlar. Böyle bir süreçte hor görülen kişinin de sevgisi azalarak eşler arasındaki bağ kopar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;EVLİLİKTE GÜÇLER SAVAŞI MI GÜÇLER BİRLİĞİ Mİ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Güç savaşı ve romantizm bir arada bulunmayan iki olgudur. Romantizmin bittiği noktada memnuniyetsizlik ve çatışma ortaya çıkar, sınırlar ihlal edilir, paylaşım biter kontrolcülük başlar. Duygusal paylaşım azalmışsa ya da artık yoksa temel amaç ev işi yapmak, para kazanmak ve çocuklarının sorumluğu ise bireysel alanlar ve talepler oluşmaya başlamış ortak alanlar azalmışsa güç savaşının başladığından bahsedilebilir.  İletişim sağlıksız bir hal almaya başlayarak kullanılan dil hakaret içerikli ve aşağılayıcı olur, alaycılık ve iğneleme konuşmalarda sıklıkla yer alır. “Ben daha çok çalışıyorum.”, “Benim ailem bize daha çok destek oluyor.”, “Bu eve para getiren kim?” ,”Sen cahilsin ben o kadar sene okudum.” “Ben daha çok kazanıyorum.” “Ben yapmıyorsam sen de yapmayacaksın.” şeklindeki bitmek bilmeyen kıyaslamalar ve meydan okumalar güç dengesindeki uyum bozulduğunu gösterir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Güç mücadelesi söz konusu olan bir evlilikte kendini baskın gören kişi her şeyi eleştiri, müdahale eder. Bu müdahale eşin arkadaşından tutun da ailesine, harcamalarına, gün içinde yapılan aktivitelerini kapsayabilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;EVLİLİKTE GÜÇ SAVAŞI NASIL BİRLİKTE HAREKET ETMEYE DÖNÜŞTÜRÜLÜR?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Öncelikle eşler şunu bilmeli, en çok da çocukları olanlar, ayrılsanız farklı evlerde yaşasanız bile karşı taraf ne kadar sağlıklıysa, ne kadar huzurlu, kendine güvenliyse size o kadar fayda sağlayabilir. Kendine güvensiz, güçsüz, sağlıksız  birisi size zarar verme anlayışında olacaktır.  O kişiyi ne kadar güçlendirir, kendine güvenli hale getirirseniz sizin için daha güvenli bir hayat var etmiş olursunuz. Örnek Suriye ile sınırlarımız ayrı ama orda huzursuzluk varken doğrudan veya dolaylı bize yansıyor.&lt;br /&gt;
 Bireylerin mutsuz olmasına yol açan güç savaşını ortadan kaldırabilmek için beklentiler, roller ve evlilik algısı yeniden yapılandırılmalı.&lt;br /&gt;
Güç dengesizliklerini çözmenin ilk adımı belki de bu dengesizliğin farkına varmaktır. Ardından evliliğin karşılıklı olduğuna, bir kişinin bünyesinde olmadığına içsel olarak inanılmalı. "Tabi onun da hakkı demek." yeterli değil uygulamada da yaşıyor olmak lazım.&lt;br /&gt;
İki farklı hayatı birbirine dönüştürmek yerine yan yana sürdürme anlayışı benimsenmeli, bireysel sınırlar ve taleplere empati ile yaklaşılmalı. Örneğin, haftada 1 gün arkadaş günü ilan edip her biriniz arkadaşlarınızla vakit geçirebilirsiniz.&lt;br /&gt;
Uyum sağlamak ile değiştirmek arasındaki fark anlaşılıp eşi değiştirmeye yönelik tutumlardan vazgeçilmelidir. Sizin sevmediğiniz herhangi bir aktiviteyi eşiniz yapmaktan çok hoşlanıyor olabilir, saygı duymalısınız.&lt;br /&gt;
İkili ilişkilerde fikir ayrılığı yaşamak normaldir. Kazanan-kaybeden, haklı-haksız aramak yerine sorunun ne olduğu hakkında konuşulup ortak çözüm aranmalı. Evliliğiniz yarış değil, unutmayın beraber mutlu olmak için evlendiniz.&lt;br /&gt;
Tartışmalarda ‘sen şöylesin, böylesin’ yerine daha çok ‘ben’ diliyle duygu ve düşünceleri ifade etmek daha iyi bir yoldur.&lt;br /&gt;
Hoşa gitmeyen bâzı şeyleri değiştirmek için acele etmemeli, problemin halledilmesini zamana yayılmalı ve eşler ‘ben ne yaparım da aramızdaki sevgiyi artırırım’ diye düşünmelidir.&lt;br /&gt;
Güç savaşının ezilen tarafı olduğunuzu düşünüyorsanız, yaşadığınız durumlar karşısında hissettiklerinizi ve düşündüklerinizi eşinizle paylaşabilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="rteright"&gt;&lt;span style="font-size:9px"&gt;&lt;strong&gt;Şenol BAYGÜL, &lt;/strong&gt;Uzman Psikolojik Danışman, &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.senolbaygul.com"&gt;www.senolbaygul.com&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="rtejustify"&gt; 
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;GÜÇ SAVAŞI EVLİLİKLERİ SAĞLIKSIZ HALE GETİRİR.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Güç mücadelesinin olduğu evliliklerde önemli ya da önemsiz herhangi bir konuda karar verilmesi gerektiğinde taraflardan biri bu hakkı ve seçimi ekonomik durum, sosyal statü gibi durumları öne sürerek kendinde görür. Karşı taraf ya boyun eğer kabul eder ya da aynı şekilde tepki gösterir. Güçlü ve baskın olmaya çalışan taraf partneri güçlü olduğunda onunla savaşırken güçsüz olduğunda ise onu aşağıda görür. Ortak bir paylaşımdan bahsedilemediğinden iki durum da sağlıklı bir evlilik için olumsuz bir tablodur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Baskın olduğuna inanan ve bu şekilde davranan kişi zamanla eşini değersiz ve küçük görmeye bir süre sonra da fazlalık ve ayak bağı olan bir eşya olarak görmeye başlar. Böyle bir süreçte hor görülen kişinin de sevgisi azalarak eşler arasındaki bağ kopar.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="rteright"&gt;&lt;strong&gt;Şenol BAYGÜL, &lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:9px"&gt;Uzman Psikolojik Danışman, &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.senolbaygul.com"&gt;www.senolbaygul.com&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="rtejustify"&gt;
&lt;strong&gt;EVLİLİKTE GÜÇLER SAVAŞI MI GÜÇLER BİRLİĞİ Mİ?&lt;/strong&gt;
&lt;p&gt;Güç savaşı ve romantizm bir arada bulunmayan iki olgudur. Romantizmin bittiği noktada memnuniyetsizlik ve çatışma ortaya çıkar, sınırlar ihlal edilir, paylaşım biter kontrolcülük başlar. Duygusal paylaşım azalmışsa ya da artık yoksa temel amaç ev işi yapmak, para kazanmak ve çocuklarının sorumluğu ise bireysel alanlar ve talepler oluşmaya başlamış ortak alanlar azalmışsa güç savaşının başladığından bahsedilebilir.  İletişim sağlıksız bir hal almaya başlayarak kullanılan dil hakaret içerikli ve aşağılayıcı olur, alaycılık ve iğneleme konuşmalarda sıklıkla yer alır. “Ben daha çok çalışıyorum.”, “Benim ailem bize daha çok destek oluyor.”, “Bu eve para getiren kim?” ,”Sen cahilsin ben o kadar sene okudum.” “Ben daha çok kazanıyorum.” “Ben yapmıyorsam sen de yapmayacaksın.” şeklindeki bitmek bilmeyen kıyaslamalar ve meydan okumalar güç dengesindeki uyum bozulduğunu gösterir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Güç mücadelesi söz konusu olan bir evlilikte kendini baskın gören kişi her şeyi eleştiri, müdahale eder. Bu müdahale eşin arkadaşından tutun da ailesine, harcamalarına, gün içinde yapılan aktivitelerini kapsayabilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;EVLİLİKTE GÜÇ SAVAŞI NASIL BİRLİKTE HAREKET ETMEYE DÖNÜŞTÜRÜLÜR?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="rtejustify"&gt; &lt;/div&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li class="rtejustify"&gt;Öncelikle eşler şunu bilmeli, en çok da çocukları olanlar, ayrılsanız farklı evlerde yaşasanız bile karşı taraf ne kadar sağlıklıysa, ne kadar huzurlu, kendine güvenliyse size o kadar fayda sağlayabilir. Kendine güvensiz, güçsüz, sağlıksız  birisi size zarar verme anlayışında olacaktır.  O kişiyi ne kadar güçlendirir, kendine güvenli hale getirirseniz sizin için daha güvenli bir hayat var etmiş olursunuz. Örnek Suriye ile sınırlarımız ayrı ama orda huzursuzluk varken doğrudan veya dolaylı bize yansıyor.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Bireylerin mutsuz olmasına yol açan güç savaşını ortadan kaldırabilmek için beklentiler, roller ve evlilik algısı yeniden yapılandırılmalı.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Güç dengesizliklerini çözmenin ilk adımı belki de bu dengesizliğin farkına varmaktır. Ardından evliliğin karşılıklı olduğuna, bir kişinin bünyesinde olmadığına içsel olarak inanılmalı. "Tabi onun da hakkı demek." yeterli değil uygulamada da yaşıyor olmak lazım.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;İki farklı hayatı birbirine dönüştürmek yerine yan yana sürdürme anlayışı benimsenmeli, bireysel sınırlar ve taleplere empati ile yaklaşılmalı. Örneğin, haftada 1 gün arkadaş günü ilan edip her biriniz arkadaşlarınızla vakit geçirebilirsiniz.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;div class="rtejustify"&gt; &lt;/div&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li class="rtejustify"&gt;Uyum sağlamak ile değiştirmek arasındaki fark anlaşılıp eşi değiştirmeye yönelik tutumlardan vazgeçilmelidir. Sizin sevmediğiniz herhangi bir aktiviteyi eşiniz yapmaktan çok hoşlanıyor olabilir, saygı duymalısınız.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;İkili ilişkilerde fikir ayrılığı yaşamak normaldir. Kazanan-kaybeden, haklı-haksız aramak yerine sorunun ne olduğu hakkında konuşulup ortak çözüm aranmalı. Evliliğiniz yarış değil, unutmayın beraber mutlu olmak için evlendiniz.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Tartışmalarda ‘sen şöylesin, böylesin’ yerine daha çok ‘ben’ diliyle duygu ve düşünceleri ifade etmek daha iyi bir yoldur.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Hoşa gitmeyen bâzı şeyleri değiştirmek için acele etmemeli, problemin halledilmesini zamana yayılmalı ve eşler ‘ben ne yaparım da aramızdaki sevgiyi artırırım’ diye düşünmelidir.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Güç savaşının ezilen tarafı olduğunuzu düşünüyorsanız, yaşadığınız durumlar karşısında hissettiklerinizi ve düşündüklerinizi eşinizle paylaşabilirsiniz.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;div class="rteright"&gt;&lt;strong&gt;Şenol BAYGÜL&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Uzman Psikolojik Danışman&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.senolbaygul.com"&gt;www.senolbaygul.com&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="rtejustify"&gt; &lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description><pubDate>Fri, 21 Jun 2019 07:43:09 +0000</pubDate><dc:creator>Şenol Baygül</dc:creator><guid isPermaLink="false">156 at https://srelaxovtu.top</guid><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/26">Arabuluculuk</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/88">çift danışmanlığı</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/87">çift terapisi</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/12">Cinsel Terapist</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/36">Evlilik</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/38">Evlilik Öncesi</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/9">Evlilik Psikolojik Danışmanlığı</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/8">Evlilik Terapisi</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/71">Psikoanaliz</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/73">Psikodinamik  Yaklaşım</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/51">psikoloji nedir</category></item><item><title>Nayır, Yalan Söylüyorsun</title><link>https://srelaxovtu.top/antalya-uzman-psikolog-neden-yalan-soyleriz</link><description>&lt;div class="field field-name-field-i-erik field-type-text-long field-label-above"&gt;&lt;div class="field-label"&gt;İçerik:&nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="field-items"&gt;&lt;div class="field-item even"&gt;&lt;p class="rtejustify"&gt;Yalanın renkleri içinde siz hangisini tercih edensiniz? Beyaz, pembesi, tozpembesi diyerek her ne kadar yalanı normalleştirmeye ve masumlaştırmaya da çalışsak, yalan yalandır. Yalan o kadar hayatımızın içindedir ki araştırmacılar, bir davranış olarak yalan söylemenin dilin ortaya çıkmasından kısa bir süre sonra ortaya çıktığını iddia ediyorlar. Herhangi bir günde 10 ile 200 yalana maruz kalabiliyoruz. Maruz kaldığımız kadar kendimiz de söylüyoruz.  Evet, hepimiz içimizde bir yerde Pinokyo’ yuz, tek fark burnumuz uzamıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Ne Sıklıkla Yalan Söylüyoruz?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Birçok araştırma herkesin günde bir iki kez yalan söylediğiniz ortaya koyuyor.  Şu an saatinize bakın, eminim birkaç kaç yalan söylemişsinizdir. Söylemediniz mi? İyi düşünün. En son ne zaman yoldayım, dediniz ama yolda değildiniz? Anımsadınız, öyle değil mi? O zaman siz de yalan söylediniz. Ya da başka bir örnek vereyim. Özür dilerim telefonum sessizde kalmış duymamışım. Tanıdık geliyor mu? Oysa sadece o anda o insana cevap vermek istememiştiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Günde 200 kadar yalana maruz kalabildiğimiz bilgisini paylaştığımda ‘yok artık’ demiş olabilirsiniz. Varsayalım ki onların çoğu beyaz yalan, onları pek yalandan saymayız ya. O zaman şuna ne demeli? İki yabancı insan birbirleriyle tanışmalarının ilk 10 dakikasında 3 kez yalan söyleyebiliyor. Evet, tuhaf geliyor, yalan söylemenin ne kadar yaygın olduğuna inanamıyoruz, çünkü temelde hepimiz yalana karşıyız.  Çocukluğumuzdan itibaren dürüstlük ve doğru sözlü olmanın önemli olduğunu öğrenmemize rağmen, belirli durumlarda önemli ya da önemsiz bir konuda, nedeni ya da sonucu ne olursa olsun, kendimiz ya da bir başkası için yalan söylemekten pek çekinmeyiz. Bu da gösterir ki, yalan söylemek aslında ikili ilişkilerimizde bir amaç doğrultusunda sıkça başvurulan bir araç görevi görmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Yalan nedir?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Yalanı kısaca&lt;u&gt; tanımlayacak&lt;/u&gt; olursam, diğer insanlara bilerek, yanlış olduğu bilinen bir bilginin doğruymuş gibi iletilmesi, ödüllendirilmek ya da birine zarar verme amacıyla bir başkasını açıkça yanıltma girişimi diyebilirim. Burada önemli olan niyetli ve bilinçli bir şekilde gerçeğin değiştirilmesi ya da çarpıtılmasıdır. Eşinin yeni kestirdiği saçlarını beğenmediği halde “güzel olmuş” diyen bir kişi ile işlediği cinayeti inkar eden kişi arasında aslında fark yoktur. Yalnızca toplumun yalanlara verdiği isimler sayesinde farktan söz edebiliriz.                    &lt;span style="font-size:8px"&gt;&lt;strong&gt;Şenol BAYGÜL&lt;/strong&gt;, Uzman Psikolojik Danışman, &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.senolbaygul.com"&gt;www.senolbaygul.com&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;div class="rtejustify"&gt; &lt;/div&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Bize yalanı söyleten şey nedir?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Yalan ya da aldatmaca canlılar aleminde var olan bir durum aslında. Hayatta kalabilme olasılıklarını artırmak amacıyla pek çok canlı renk değiştirerek, ses tonlarını kullanarak yalana başvururlar.  Ancak savunma ve korunma amacı güden hayvan ya da bitkilerden farklı insanlarda bu durum daha karmaşık seyretmektedir. &lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;İnsanları yalan söylemeye iten en önemli sebebin başında  Yalan söylemenin, diğer güç kazanma yöntemlerine kıyasla çok daha kolay olması yatmaktadır.&lt;/strong&gt; Örneğin:  “Günümüzde fazlasıyla yaygın olan telefon dolandırıcılıklarına bakın, birisinin parasını veya servetini almak için onların kafasına silah dayayıp gasp etmek  veya bir bankayı soymak için çatışmaya girmek yerine evde telefon üzerinden onlara yalan söylemek çok daha kolay.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt; İnsanlarda yalan genellikle &lt;strong&gt;can sıkıcı bir durumdan kurtulmak (cezalandırılmamak) ya da beklenilen bir şeyin gerçekleşmesi(takdir edilmek) için tercih ediliyor&lt;/strong&gt;. Yalan söylemeyi &lt;u&gt;ortaya çıkaran&lt;/u&gt; durumlar kendini daha iyi göstermek, cezadan kaçmak, prestij sağlamak, onaylanmak, eleştirilmemek, hatalı davranışı örtbas etmek, gerçekle yüzleşmekten kaçmak, kabul görme denilebilir.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Kendi taleplerini ve sınırlarını doğru şekilde ifade&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;edemeyip çevrelerinden bağımsızlaşamayan bireyler&lt;/strong&gt; yaptıkları şeyleri “gizleyerek” yalan söyleme girişiminde bulunurlar. Katı sınırlar ve aşırı kontrolcü çevreye kalmış bireylerde görülebilir. Sorumluluk almaktan kaçınan birey “bahane”ler yoluyla ortaya çıkabilecek olumsuz bir sonuçtan kaçınmaya çalışacaktır. Bu “elektrikler kesildi ödevimi yapamadım”, “trafik vardı yetişemedim, “aslında şöyle olacaktı ama..” gibi açıklamalar ile kişi sorumluluğu dışarıya atfeder. Kimi insanlar bazı durumlarını (hasta, yalnız, mağdur) ya da &lt;strong&gt;popülarite kazandırarak ilgi odağı olup dikkat çekebilecekleri durumları&lt;/strong&gt; “abartarak” yalan söyleme eğilimindedir.  Bazen de daha yeterli, daha kabul edilir ve ön planda olmak için olduğumuzdan farklı şekilde “olmayan şeyleri var gibi” ya da yeteneklerimizi “abartarak” söylenen yalanlar varır. Ne kadar kitap okuduğumuzla, oturduğumuz mahalleyle, sahip olduğumuz becerilerle, hangi markadan alım yaptığımızla, okuduğumuz bölümle, iş pozisyonumuz ve kazandığımız para miktarıyla ilgili konuşmalarda rastlanan türdendir. &lt;strong&gt;Yani eğer yalan&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;yetersizlik, değersizlik ve önemsenmemeye karşı kalkan görevi görüyorsa kişi yalanı tercih eder.&lt;/strong&gt; Yalan davranışının görüldüğü diğer bir durum ise aynı fikirde olunmamasına karşın &lt;strong&gt;onaylanmama ya da reddedilme kaygısı&lt;/strong&gt; ile aynı fikirdeymiş gibi görünmedir. Aksini düşündüğünüz halde “haklısın” dediğiniz pek çok vakit oldu, biliyorum. Yalanın bir diğer tercih nedeni de &lt;strong&gt;“kendini kandırma” yoluyla yeterli olunduğu ve her şeyin yolunda olduğu rahatlaması yaşatması. &lt;/strong&gt;Akla en çabuk gelebilecek örnek, test ya da bulmaca çözen birinin bir sonraki sorunun cevabına bakıp işaretlemesi ve kendini takdir etmesi. Mevcut düzen,&lt;strong&gt; yolunda giden durumlar bozulmasın, ilişkilerde sorun yaşanmasın &lt;/strong&gt;diye de insanlar özellikleri karşıdaki kişi tarafından kabul edilmeyen şeyleri “gizleyerek” ya da “inkar ederek” yalan söylemeyi tercih edebiliyor. Yine “evet, oldukça kilo vermişsin”, “kekin çok güzel olmuş” gibi durumu kurtarma yalanları da karşımızdaki kişi kendini kötü hissetmesin diye başvurulan yalanlardan.                                                             &lt;span style="font-size:8px"&gt;&lt;strong&gt;Şenol BAYGÜL&lt;/strong&gt;, Uzman Psikolojik Danışman, &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.senolbaygul.com"&gt;www.senolbaygul.com&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Öte yandan yalan sadece diğerlerine karşı kullandığımız bir yanıltmaca değildir&lt;/strong&gt;. &lt;strong&gt;Belki de insan en çok kendini kandırıyor.&lt;/strong&gt; Yüzleşemediğimiz, kabul edemediğimiz, kişisel bütünlüğümüzü bozup bize çatışma yaşatacak şeylerin tersini söyleme eğilimi gösteriyoruz çoğu zaman, bir savunma mekanizması yani. &lt;strong&gt;Mesela ideallerimizi yaşayamıyorsak mevcut durumun bizim için en iyisi olduğunu söyleriz ki mutsuz olmayalım.&lt;/strong&gt; Ya da içinde bulunduğunuz ilişkinin diğer kişisine ait olumsuz yönler gördünüz ama yanlış tercih yapmış olmayı kabullenemeyeceğiniz için olumsuzlukları sansürleyebilir, her şey yolunda gibi yapabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Yalan Hastalık Boyutuna Ulaşır Mı?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Mitomani Nedir? &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Altında yatan güdü ne olursa olsun yalan söyleyen kişi gerçeği söyleme gücü ve güvenini kendinde bulamaz. &lt;strong&gt;Bu anlamda günlük yaşam problemleriyle daha olgun bir şekilde baş edemeyen kişiler sıklıkla yalana başvurur.&lt;/strong&gt; Tüm bu nedenlerden bağımsız olarak belirgin bir nedene ihtiyaç duymadan ve sürekli bir şekilde alışkanlık halinde yalan söyleme ise &lt;strong&gt;mitomani&lt;/strong&gt; denilen bir hastalık olarak nitelendirilir. Mitoman kişi dürtüseldir, amaçsızca yalan söyler, yalan söylemeden duramaz.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt; &lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Yalanın Sonuçları Nelerdir?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Yalanın ne kadar hayatımızın içinde olduğu ortada ve zaman zaman sorunlardan kaçınmayı da sağlıyor gibi görünüyor. O zaman “yaşasın yalan!” mı diyeceğiz. Hayır. Her ne kadar anlık rahatlama yaşatıyor, kaçış sağlıyor gibi görünse de yalan uzun vadede olumsuz etki ortaya çıkarır. Yalan bireyin kendi içinde çatışma yaşayıp gergin olmasına sebep olur ve insanlar arasında güvensizliği ve mesafeyi arttırır, ilişkileri öldürür.                                      &lt;span style="font-size:8px"&gt;&lt;strong&gt;Şenol BAYGÜL&lt;/strong&gt;, Uzman Psikolojik Danışman, &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.senolbaygul.com"&gt;www.senolbaygul.com&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Yalanla Nasıl Başa Çıkabiliriz? &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Şöyle bir baktığınızda sıkça yalan söylüyor olduğunuz dikkatinizi çekerse, hangi durumlarda bu davranışı yaptığınıza bakın. Böylece yalanın sizin tarafınızdan neden tercih edildiğini anlayabilirsiniz. Elbette her doğru her zaman ve her yerde söylenmez. Ama etkili iletişimi kullanabilir, taleplerimizi ve sınırlarımızı doğru bir şekilde ifade edebilir, içsel sıkıntılarımızın farkına varıp kabul eder, sağlıklı baş etme yöntemlerini kullanabilirsek yalana başvurmak zorunda kalmayız. Diğer taraftan eğer kendinizi yalan söylettirecek eylem ya da durumlardan geri tutarsanız daha sonra yalan söyleme gereği de hissetmezsiniz. Çok az sayıda insan yalan konusunda yardım almak için başvurur ancak yalan hayatınızı ve zihninizi sanılandan fazla karmaşıklaştırabilir ve çözümü bulmak “haklı sebeple yalan söylediğinizi “ düşündüğünüz için kolay olmayabilir. Bu noktada uzman desteği almak önemlidir, hem neden yalan söylediğimizi bilirsek neden bize yalan söylediklerini de biliriz.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;span style="font-size:8px"&gt;&lt;strong&gt;Şenol BAYGÜL&lt;/strong&gt;, Uzman Psikolojik Danışman, &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.senolbaygul.com"&gt;www.senolbaygul.com&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;En Çok Yalana Kimler Maruz Kalıyor? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Bununla birlikte sorulması gereken bir diğer soru da şu: Yalan tek kişilik mi? Evet karşımızdaki kişi yalan söylüyor ama yalan üzerinde bizim de etkimiz olabilir mi? Bazı olumlu-olumsuz özellikleriniz, tutumlarınız, rolünü ya da pozisyonunuz insanları size yalan söylemeleri için teşvik edebilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şöyle bir düşünün, sizin için değerli ve önemli size de değer verdiğini bildiğiniz biri size yalan söylemiş ve hatta "beni nasıl kandırır?" diye şaşırmış olabilirsiniz. Bunun sebebi sizi hayal kırıklığına uğratmak istememeleri olabilir. Eğer takdiriniz, duyduğunuz saygı karşı taraf için önemliyse onun hakkındaki görüşleriniz değişmesin diye size yalan söyleyebilirler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eğer hayran kalınan, beğeni toplayan biriyseniz diğerleri sizi etkilemek isteyebilir, bunun için de olmayan niteliklerinden bahsedebilir, yaşamlarıyla ilgili farklı bilgiler verebilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Güçlüyseniz, yani kişinin yaşamı ya da istekleri üzerinde kontrolünüz varsa size yalan söyleyebilirler. Diyelim ki patronsunuz, çalışanınız olur da işimden olurum diye size karşı olan gerçek fikirlerini söylemeyebilir, bilirsiniz siz onun için dünyanın en iyi insanısınızdır. Ya da çevresi çok geniş biri olduğunuzu düşünün eğer sizin çevreniz bana gerekli ise sizin davranışlarınızı doğru bulmasam da onaylayacağımdır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sert mizaçlı biri misiniz? Belki de sırf sizden korktukları için kişiler yalan söylüyor olabilir. Kişiler düşünmeden doğrudan yargılayan, esnek görüşte olmayan insanlara olanı kabul ettirmenin zor olduğunu düşündükleri için yalan söyleyebiliyorlar. Eşiniz uzun zamandır mutsuz olduğu işini bıraktığını söylese size onunla kavga mı edersiniz yoksa onu anlama yolunu mu seçersiniz? Eşiniz kavga edeceğinizi düşünüyorsa işe gitmediğini saklayacaktır. Ya da yemeğini bitirmeyen çocuğunuz gün boyu azar işitiyorsa yemeği çöpe döküp yedim diyebilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Alıngan ve kırılgan bir eğiliminiz varsa sizi incitmemek ya da yanlış yargılanmamak için sizin istediğiniz şeyleri size söyleyeceklerdir. Diyelim ki yaptığınız kekin beğenilmemesi sizin becerinizin de sorgulanması anlamına geliyor ve karşıdaki kişi size 'beceriksiz' demiş gibi algılıyor ve alınıyorsanız o kekin güzel pişirilmiş olduğunu duyarsınız. Haksız olduğunuzun söylenmesi karşı taraf için değersiz olduğunuz anlamını taşıyorsa ve küsecekseniz, haklı olan taraf sizsiniz diyeceklerdir.&lt;br /&gt;
 &lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Yalanı Nasıl Fark Edebiliriz?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Neden söylendiği kadar &lt;u&gt;yalanın nasıl fark edileceği&lt;/u&gt; de cezp edici bir konu. Yalanları yakalama ihtimalimiz %54. Bunu biraz arttıralım. &lt;strong&gt;Konuştuğunuz kişinin doğru söyleyip söylemediğini bilmek istemez misiniz?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;En yeni bilgiye göre en belirgin ipucu düşünce akışı içinde&lt;em&gt;.&lt;strong&gt;  Yalan söyleyen kişiler konuşmaları sürecince daha uzun süre düşünüyor ve daha çok duraksıyor&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; ki zihninde söylediklerine destek toplayabilsin.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Günlük diyaloglarda önem verilmediğinden veya sonraki söze odaklanıldığından dolayı gözden kaçan mikro ifadeler de aslında bize her şeyi anlatıyor. Örneğin; &lt;strong&gt;gülümsediğimiz zaman gözlerimizin yanlarında kırışıklıklar çıkmıyorsa o gülümseme yüksek ihtimalle sahtedir&lt;/strong&gt;. Bir atasözü var bu surumu destekler nitelikte “Bir kişi gülerken göbeği oynamıyorsa ondan korkun”. Bir diğer örnek olarak bir insan konuşurken dudaklarını aşağı doğru istemsizce büküyorsa, bu söylediğine kendisinin bile inanmadığını gösterir.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Size anlatılan bir olayın yalan olduğundan şüpheleniyorsanız, &lt;strong&gt;karşınızdakinden olayı bir de tersten anlatmasını isteyin&lt;/strong&gt;. Hikâyesini ezberden söyleyen yalancı, geriye doğru ezberlemeyi hiçbir zaman düşünmez. İyi bir yalancı, iyi bir hafızaya sahip olmalıdır&lt;a href="http://www.pekguzelsozler.com/yalan-ile-ilgili-sozler"&gt;.&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Kötü yalancılar &lt;strong&gt;beden hareketlerini ve ses tonlarını kontrol edemezler&lt;/strong&gt; ve bu kanallardan yalan söylediklerini sızdırırlar.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Yalan söylemek genel uyarılmış hali oluşturur, şöyle ki yalan söyleyen kişide &lt;strong&gt;gözbebeğinde büyüme, daha sık göz kırpma, boğazında kuruma ve yutkunma görülür&lt;/strong&gt;.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Yalanın izini burun çevresinde sürebilirsiniz.  Sinir sisteminin en hassas uçları burunda olduğundan dolayı, beynin verdiği uyumsuzluk sinyalleri, kendini ilk olarak burunda gösterir ve &lt;strong&gt;burun karıncalanmaya, kaşınmaya ve kızarmaya başlar&lt;/strong&gt;. Gerçek kaşıntıdan farkı yalan söyleyen kişinin burnunu hafifçe kaşımasındadır.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Sağ elini kullanan biri gerçek olayları, anıları ve duygularını paylaşırken sola üste doğru bakmalıdır. &lt;strong&gt;Yalan söylüyorsa eğer bakacağı taraf sağ üst taraf yani yaratıcı yön olacaktır&lt;/strong&gt;. Ancak karşınızdaki profesyonel bir yalancıysa bakacağı tek yer gözlerinizin içi.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Yalan söylemenin içten içe yanlış bir şey olduğunun bilinmesine bağlı olarak &lt;strong&gt;yalan söylerken eller istemsizce ağız bölgesine götürülür,&lt;/strong&gt; böylece engel oluşturulmaya saklanmaya çalışılır. &lt;strong&gt;Hatta dudaklara dokunmak bile ip ucu&lt;/strong&gt;.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Karşınızdaki kişinin nerede olduğu ve ne yaptığıyla ilgili şüpheniz varsa sorularınızı cevaplarken &lt;strong&gt;ne kadar ayrıntı verdiğine dikkat edin&lt;/strong&gt;. Gereğinden fazla detay veriyor, &lt;strong&gt;hikâyesini destekleyecek ayrıntılar sunuyorsa &lt;/strong&gt;haklı olabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Yalanı kullanan kişilerin vücut duruşu da &lt;strong&gt;sizi tehdit olarak gördüğü için sizden geride duracak hatta kaçış rotasını çizmiş olacaktır.&lt;/strong&gt; Tesadüfe bakın ki lavaboya gitme ihtiyacı hissetmiştir.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Gözlemleyebileceğiniz &lt;strong&gt;diğer şey ise beden ve söylemin tutarlı olmamasıdır&lt;/strong&gt;. Örneğin kişi işe gelemediği için başına gelen üzücü bir yaşantıyı paylaşıyor, ancak yüzünde aldatıcı bir gülümseme yakalıyor olabilirsiniz. Ya da yalan söyleyen kişi “evet” der ama başını “hayır “ anlamında sallar.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Yalan Söyleyen Kişi İle &lt;u&gt;İletişim Nasıl Olmalı&lt;/u&gt;?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Yalan söylemenin olmayanı ama olması isteneni ifade etmek olduğunu düşünürsek kişiyi dürüstlüğe yönlendirmenin yolu onu yetersizliğiyle, eksiğiyle, hatalı davranış ya da kendi görüşüyle kabul etmektir&lt;strong&gt;. Olduğu gibi kabul gördüğünü, öylece onaylandığını değer gördüğünü hisseden yargılanmayacağını bilen kişi açık ve şeffaf olacaktır.&lt;/strong&gt; Çok sayıda kitap okumuyorum diye öğretmenlerim tarafından gözde kabul edilmeyeceksem, aslında çocukları sevmediğimi söylediğimde partnerimin uzaklaşacağını düşünüyorsam, konserden geç saatte geleceğimi söylediğimde ailemin kızacağını biliyorsam, çalıştığım pozisyonla ilgili başkalarıyla kıyaslanacaksam alışkanlıklarımı, fikirlerimi, yaptıklarımı farklılaştırarak aktarırım. Ama bilirsem ki yanlış davranış ve zıt düşüncelerim bile olsa koşulsuz kabul göreceğim, bunu paylaşırım. Böylece sadece yargılamamak bile hatayı düzeltmek, kişiyi doğruya yönlendirmek için yeterli olacaktır. &lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Yalan söyleyen kişiye doğrudan “sen yalancısın”, “yalan söylüyorsun” demek de doğru bir yaklaşım değildir. Kişi bu suçlayıcı tutum karşısında savunmaya geçebilir,  inkara başvurup farklı yalanlar uydurabilir&lt;strong&gt;. Yalanın farkında olduğunuzu ve karşısında ne hissettiğinizi paylaşın. &lt;/strong&gt;Örnek:“Bana söylediğin günde ödemeyi gerçekleştirmediğinde bende başka insanlara mahcup oluyorum ve önemsenmediğimi hissediyorum”&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Yine yalan söylediği için &lt;strong&gt;dışlamak kişiyi yalana daha çok itebilir&lt;/strong&gt;. Kişinin kendi ile yüzleşmesini ve yalan davranışının olumsuz sonuçlarını fark etmesini sağlamak daha çözüme yönelik olacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt; &lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt; &lt;/p&gt;
&lt;p class="rteright"&gt;&lt;strong&gt;Şenol BAYGÜL&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rteright"&gt;Uzman Psikolojik Danışman&lt;/p&gt;
&lt;p class="rteright"&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.senolbaygul.com"&gt;www.senolbaygul.com&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description><pubDate>Fri, 17 May 2019 08:19:20 +0000</pubDate><dc:creator>Şenol Baygül</dc:creator><guid isPermaLink="false">155 at https://srelaxovtu.top</guid><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/59">adli psikoloji</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/34">İlişki Terapisi</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/18">Kaygı Bozuklukları</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/22">Panik Atak</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/1">Psikolog</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/39">Terapi</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/2">Terapist</category></item><item><title>Sınav Kaygısı</title><link>https://srelaxovtu.top/antalya-sinav-kaygisi-ve-bas-etme-yollari</link><description>&lt;div class="field field-name-field-i-erik field-type-text-long field-label-above"&gt;&lt;div class="field-label"&gt;İçerik:&nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="field-items"&gt;&lt;div class="field-item even"&gt;&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;İsimleri sürekli değişse de öğrenciler üzerinde etkisi değişmeyen sınavlar karşısında yaşanan kaygı ile ne yapmalı? Uzun zamandır hazırlandığınız sınav sürecine kalan süre azalmışken tedirginliğinizi, korkunuzu doğru yönetebilmek için neler yapabilirsiniz?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt; “Sınavda yapamayacağım.”, “Kazanamazsam ne yaparım?”, “Daha bakamadığım konular var, kesin oradan çıkacak sorular.”, “Artık ne yaparsam başarılı olamayacağım.” gibi düşüncelere ders çalışmaktan vazgeçme ya da çalışmaya başlayamama davranışı ve yetersizlik, umutsuzluk, huzursuzluk, kızgınlık gibi duygular eşlik ediyorsanız ya da sınav sırasında tüm bildiklerinizi unuttuğunuzu hissediyor ve kendinizde bazı fiziksel değişimleri fark ediyor, sınavdan çıktıktan sonra soruları cevaplayabiliyorsanız ‘sınav kaygısı’ yaşıyor olabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Yaşamın bir parçası olan kaygı baş edilmesi, uyum sağlanması gereken durumlara tepki olarak hissedilen, doğal ve sağlıklı bir duygudur. Her insan yaşam içerisinde bazı zamanlarda kendini kaygılı hissedebilir.  ‘Sınav kaygısı’ da eğitim alanında sıklıkla karşılaşılan bir durumdur ve yaşamı üzerinde etkili sayılan sınav sürecinde hissetmek oldukça normaldir. Azı karar çoğu zarar deyimini karşılayan kaygı ortalama bir düzeyde(optimum) olduğunda istek, karar alma harekete geçmeyi ortaya çıkararak performansı amaca yönelik arttırır. Ancak; kaygının denetim dışına çıkarak çok yoğun ve kişinin işlevselliğini bozan bir düzeye varması yönetilmesi gereken bir durumdur.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Aslında kaygıyı çıkaran şey sınavlar değil sınavın nasıl yorumlandığıdır. &lt;strong&gt;Sınav&lt;/strong&gt; olgusunu düşünceler, yorumlar, inançlar, beklentiler takip etmektedir. Bu bağlamda kişinin sınava yüklediği anlam, sınavı algılayışı, sınav sonrası duruma ilişkin atıflar ve &lt;strong&gt;sınavdan beklentisi kaygı&lt;/strong&gt; düzeyini belirlemektedir.  Yine araştırmalar gösteriyor ki verimsiz çalışma alışkanlığının olması, sorumlulukları erteleme ve zamanı doğru yönetememe yüksek kaygıya sebep olabilir. Öte yandan başarısızlık korkusu, çaresizlik ve yetersizlik hissi, kendilik değerine tehdit algılama gibi nedenler sınav kaygısını ortaya çıkarabilir. Neredeyse bütün nedenlerin altında olumsuz düşünceler yer almaktadır. “Sınava hazır değilim”, “Bu bilgiler çok gereksiz ve saçma. Nerede ve ne zaman kullanacağım ki?” “Sınavlar niye yapılıyor, ne gerek var?”, “&lt;strong&gt;Sınava hazırlanmak&lt;/strong&gt; için gerekli zamanım yok ki!”, “Bu konuları anlayamıyorum, aptal olmalıyım”, “Biliyorum, bu sınavda başarılı olamayacağım.”, “Sınav kötü geçecek!” “Çok fazla konu var, hangi birine hazırlanayım?”, “Başaramazsam ailem ve insanlar beni sevmeyecek.”, “Başaramazsam hayatta iyi bir konuma gelemem.”, “Sınavlarda hiç bir zaman başarılı olamadım.”,  “Ne yaparsam yapayım işe yaramayacak.”sıklıkla gözlenen olumsuz otomatik düşüncelerdir.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt; &lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Bununla birlikte sınav kaygısı mide bulantısı, taşikardi, titreme, ağız kuruluğu, iç sıkıntısı, terleme, uyku düzeninde bozukluklar, karın ağrıları vs. bedensel yakınmalar, huzursuzluk, endişe, tedirginlik, sıkıntı, &lt;strong&gt;başarısızlık korkusu, çalışmaya isteksizlik&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;dikkat ve konsantrasyonda bozulma&lt;/strong&gt;, kendine güvende azalma, yetersiz ve değersiz görme, çalışmayı erteleme gibi duygusal, fizyolojik ve davranışlar belirtilerle ortaya çıkabilir.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Eğer kişi yoğun kaygı yaşarsa akıl yürütme ve soyut düşünme yönündeki zihinsel faaliyeti bozulur ve buna paralel akademik performansı da bundan negatif bir biçimde etkilenir. Sınav kaygısı yaşayan öğrenciler olası başarısızlık ve sınava çalışırken kendi yetersizlikleri hakkında endişelenme eğilimi gösterirler. Bu olumsuz düşünceleri öylesine saptırırlar ki yönergeleri izleyemezler ve soruların verdiği bilgiyi önemsemezler ya da yanlış yorumlarlar. Kaygının düzeyi arttıkça öğrendiklerini geri çağırmakta güçlük çekerler. Yani bireyler bilişsel bir bozukluk dönemi geçirirler.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;u&gt;Sınav kaygısını yönetmek için&lt;/u&gt; olumsuz düşünceleri ve gerçekçi olmayan inançları bulmak iyi bir başlangıç olabilir. “Zihnimden geçenleri çarpıtıyor muyum, gerçek olan bu mu?”, “Ya hep ya hiç tarzında mı düşünüyorum?”, “Olumsuz senaryoları çok mu kurguluyorum?”, “-meli/-malı olarak mı düşünüyorum?” “Kendime gerçekçi olmayan ve ulaşamayacağım kadar yüksek standartlar belirlemiş olabilir miyim?”, “Kontrolümde olan şeyleri çok mu abartıyorum?” gibi sorular sormak işlevsiz düşünceleri fark etmenizi sağlayabilir.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Olumsuz düşünceleri fark edip kabullendikten sonra onları olumlu alternatif düşüncelerle değiştirmeniz gerekmekte. “Yapabildiğimin en iyisini yapabilirim?” “Olabilecek en kötü şey ne?”, “Dünyanın sonu değil, telafisi var.”, “Bunda başarısız olmam her zaman olacağım anlamına gelmez” “Yeterli zamanımın olmadığı doğru, ancak olan zamanımı en etkili şekilde nasıl kullanabilirim? “Tüm kaynakları çalışamasam bile, önemli bölümlere öncelik vererek sınava hazırlanabilirim, hiç olmazsa bu bölümlerden puan kazanırım.”, “Başarırsam hayatımın önemli bir dönüm noktasını aşacağım. Başarısız olmam tembel ve beceriksiz olduğumu göstermez. Daha fazla çalışmam gerektiği anlamına gelir.”, “Zamanı kendi yararıma kullanmak benim elimde." kaygıyla başa çıkmak için geliştirilebilecek alternatif düşüncelerdir.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Fizyolojik belirtiler yoğun olarak hissedildiğinde nefes egzersizi ve gevşeme egzersizi yapmak kandaki oksijenin bedeninizin her yerine ulaşmasını sağlayarak belirtilerin azalmasına yardımcı olacaktır. Bu egzersizler sınav anında yaşayabileceğiniz kalp çarpıntısını da kontrol altına almanızı ve dikkatinizi toplamanızı sağlayacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;u&gt;Sınav&lt;/u&gt; için olabildiğince hazır olmaya çalışın. &lt;strong&gt;Sınava az kalmış&lt;/strong&gt; olsa da henüz süreç tamamlanmadı. Aynı konuların üzerinden tekrar tekrar gitmek yerine eksik olduğunuz konulara odaklanın. Sınavda çıkabilecek soru potansiyeline yönelik bilgi edinin. Böylece daha işlevsel bilgileriniz olur.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Kişisel bakımınıza önem verin. Beslenmenize ve uykunuza dikkat edin. Geç saatlere kadar ve de kahve tüketimiyle ders çalışmak sıkça yapılan hatalı çalışma yöntemlerindendir. Bilgiyi öğrenemez, öğrenseniz de belleğinizde tutamazsınız. Durgun bir zihin ön koşul.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;em&gt;Sınava hazırlık döneminde&lt;/em&gt; en sık yapılan hatalardan biri de yaşamdaki her şeyi her aktiviteyi bir kenara bırakıp sadece sınava odaklanmaktır. Telefonlar eski sürümlere çevrilir, sosyal medya kapatılır, bütün üyelikler iptal ettirilir, test kitabı başında yemek yenir… Sadece bu bile insanı kaygılandırır. Bu yüzden kişinin sınava hazırlanırken yorgun ve tükenmiş hissetmemesi için sosyal yaşantısına, kendini motive eden etkinliklere makul sınırlarda vakit ayırması gerekir. Önemli olan öncelikleri doğru belirleyip doğru bir zaman yönetimi yapmak.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Öte yandan havaların ısınmaya başlamasıyla ders çalışma isteği azalıp gezme isteği çoğalmış olabilir. Sürecin hala bitmediğini sınavlar bittikten sonra koca bir yaz mevsiminin sizi beklediği de bilerek güneşten faydalanın, küçük molalar yapın ama programınızı aksatmayın. Belki bahçede çimlerde çalışmayı deneyebilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Sınavın yaklaştığı günlerde fiziksel aktivitelerinizi arttırın, bisiklete binin, basketbol oynayın, egzersiz yapın. Her gün yarım saat yürüyüş yapmak iyi gelecektir.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;u&gt;&lt;em&gt;Sınav esnasında&lt;/em&gt;&lt;/u&gt; bir miktar bedensel belirti(hızlı kalp atışı, el terlemesi gibi) yaşayabilirsiniz bu çok normal, unutmayın biraz kaygı gerekli.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Şenol BAYGÜL&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Uzman Psikolojik Danışman&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description><pubDate>Tue, 14 May 2019 10:33:20 +0000</pubDate><dc:creator>Şenol Baygül</dc:creator><guid isPermaLink="false">154 at https://srelaxovtu.top</guid><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/78">Sınav</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/27">Sınav Kaygısı</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/76">Sınav Koçu</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/75">TEOG</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/84">Teog 2015 sınav sonuçları</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/81">Teog meb</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/86">Teog Puan Hesaplama</category></item><item><title>Kıskançlıkla Nasıl Baş Edebilirim?</title><link>https://srelaxovtu.top/evlilik-danismani-antalya-Kiskanclikla-Nasil-Bas-Edebilirim</link><description>&lt;div class="field field-name-field-i-erik field-type-text-long field-label-above"&gt;&lt;div class="field-label"&gt;İçerik:&nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="field-items"&gt;&lt;div class="field-item even"&gt;&lt;div class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;KISKANÇLIK İLİŞKİNİN TADI DEĞİL ZEHRİDİR.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Evet, biraz kıskanç ama umursamamasından iyidir.”, “Sahiplenmese böyle yapar mı?”, “Sevgisini böyle gösteriyor.”, “Tabi canım sevmese kıskanır mı?” Bu ifadeler kıskançlığın sevgi işareti hatta gerekliliği olarak görüldüğünü anlatabilir. Bazı insanlar sevdiğini kıskanmakla ya da kıskanılmakla övünür. Ancak toplumda var olan bu yanılgının aksine, kıskançlığın sevgi göstergesi olduğu söylenemez. “Seven insan kıskanır.” inanışı bir şehir efsanesidir.  &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye, Kıskançlık konusunda Brezilya ve Çin’in ardından üçüncü sırada yer alıyoruz. Kıskançlık romantik ilişkilerde etkili, yaygın ve zarar verici duygulardan biri olarak öne çıkmaktadır. İlişkiyle ilgili sorunların ve boşanmanın en önemli nedenlerinden biri olarak görülür. İlişki, Çift, Evlilik danışmanlığına başvuran çiftlerin üçte birinin kıskançlık temelli sorunlarla  ilgili olduğunu söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Romantik ilişkilerde sıklıkla rastlanan bir konu olan kıskançlık nedir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
 Genel anlamıyla kıskançlık önemsenen birinin kaybedileceği ya da ilişkinin bozulacağına yönelik korku, ilişkinin varlığına yönelik algılanan tehdit ve bu tehdide karşılık verilen bir tepki, olumsuz tutum olarak tanımlanabilir. Duygu, düşünce ve davranış boyutları olan karmaşık bir duygu durumdur.  Diğer her bir duygu gibi doğal ve normal olan kıskançlığın seviyesindeki dengesizlik sorunlara sebep olabilir. Tabi ki değer verdiğimiz bir şeyi kaybetmekten endişe duyabiliriz ancak bu kararında olmadığında &lt;strong&gt;korktuğumuz şeyi başımıza getirme olasılığımız yüksektir.&lt;/strong&gt; Her ne kadar sevgi işareti olarak görülse de aslında kıskançlık mevcut ilişkideki sevgiyi bitirebilir. Kontrol altında tutulamayan kıskançlık cinayetlere kadar gidebilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kıskançlığın dozunun arttığını gösteren birkaç ipucu:  &lt;/strong&gt;İncir çekirdeğini doldurmayan, küçük şeyler için artan tartışmalar, konuşulan tek konunun kıskançlık olması, giydiğiniz kıyafetin eleştirilmesi, dışarı çıkınca fotoğraf istenmesi, görüntülü arama, karşı cinsle hatta bazen hemcinslerle bile görüşmenin yasaklanması, dışarıya tek başına göndermeme, sürekli masum olduğunuzu ispatlamak zorunda kalma gibi davranışlar güvenin kaybolduğuna işaret eden göstergelerdir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kıskançlığın arkasında sevgi yoksa ne var?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Kıskançlığın başka bir insana olan gerçek aşktan çok öz sevgi olduğunu söylemem garip gelebilir ama kıskançlık bizim diğer insanın duygularından daha çok kendi duygularımıza odaklanmamıza sebep olur.   Kıskançlık davranışları çoğu zaman yetersizlik, değersizlik, önemsizlik gibi duyguların ifade edilemeyip maskelenmiş şekilde ortaya çıkmış hali olabilmekte. &lt;strong&gt;Kıskanç kişilerin tipik özelliği:&lt;/strong&gt; Düşük özgüven, düşük öz saygı ve yetersizlik duygularına sahip olmalarıdır. Kendilerini diğer insanlara denk görmeyen bu kişilerde ortaya çıkan güvensizlik duyguları önemsiz ve değersiz hissetmelerine neden olur. Eşinin başkasını tercih edebileceği ve terk edilebileceği düşüncesi kişide endişe yaratır. Kişi bu karmaşık duygularla yanlış şekilde baş etmeye başladığında ilişkide problemler ortaya çıkmaya başlar. Ve bu durum kişilerin güvensizlikleri ile ilgilidir, eşlerine besledikleri sevgi duygusu ile ilgili değil.&lt;br /&gt;
Öte yandan diğer endişe biçimlerine benzer şekilde düşünce tarzları da kıskançlıkta rol oynar. Çarpık algılamalar ve varsayımlar olayları yorumlama şeklinizi etkiler.  Eşinizin davranışını, size olan ilgisini ve başkasına yaklaşımı yanlış yorumlarsanız bu duygunuza ve davranışınıza yansır. Bir partidesiniz ve eşiniz arkadaşlarıyla sohbet edip gülümsüyor, eğer size ihanet ettiğini ya da edebileceğiniz düşünürseniz öfke ve endişe hissedersiniz. Ya da eşiniz bugün eve her zamankinden geç geleceğiniz söyledi. Mesaiye kaldığını ve çalıştığını düşünürseniz iyi ve rahat hissedersiniz. Ancak ofisinde çalışan o güzel kadın / yakışıklı adam ile  olduğunu düşünürseniz ne hissedersiniz? Sinirlenir, üzülür, korkarsınız hem de düşündüğünüz şeyin gerçek olduğunuza dair kanıt olmadan.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Peki, kıskançlık ilişkinizi nasıl etkiler?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Kıskanç davranışlar bir ilişki için oldukça zararlı olabilir. Kıskanç partner sürekli olarak tek olduğuna ve kimsenin yerini almak için bir tehdit olmadığına dair güvence arar. En kötü haliyle kıskançlık kontrol etme ve güvensizlik davranışlarını hatta fiziksel ve duygusal istismarları ortaya çıkarabilir. Kıskanç partner eşinin nerede olduğunu kontrol etmeye, çağrılarını veya mesajlarını takip etmeye çalışabilir ve eşinin üstünde büyük bir baskı ve sınırlama oluşturabilir. Bu davranışlar bir ilişkinin çökmesine neden olabilir. Sağlıklı ve mutlu bir ilişkinin temeli güven ve saygıdır. Kıskançlıkla mücadele eden kişi birlikte olduğu kişiye güvenemez ve ona ve sınırlarına saygı gösteremez. Bu zaman geçtikçe eşinizin size duyduğu şefkat ve sevgiyi yok edebilir ve karşı tarafı daha da uzaklaştırabilir. ‘Eşimden ayrılmayayım.’, ‘İlişkim bitmesin.’ diye endişeyle yapılan bu kontrolsüz davranışlar korkulan şeyin başa gelmesine sebep olabilir. &lt;strong&gt;Böylece kehanetinizi gerçekleştirmiş olursunuz&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Peki, kıskançlık ilişkinizi yiyip bitirmeden ne yapabilirsiniz? &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li class="rtejustify"&gt;Öncelikle şu bilinmeli ki kıskançlık sizinle, ihanet karşı tarafla ilgilidir. Sizin kontrolünüz kendinizle ilgili şeyler üzerinde olabilir. Her şeyi kontrol edemezsiniz. Sadakat baskı ile sağlanabilecek bir şey değildir. Aldatmak ya da ilişkiyi bitirmek isteyen ne yaparsanız yapın bir yolunu bulacaktır. Sadakatin tek yolu sevgidir.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Anı yaşayın. Bir ilişki içindeyseniz partneriniz tarafından tercih edilmişsiniz demektir. Bunun geçip geçmeyeceğiniz sorgulamak işlevsiz olacaktır. Biri sizden uzaklaşacaksa bunu kıskançlıkla ya da baskı kurarak engelleyemezsiniz. Aksine böyle bir yaklaşım eşinizi uzaklaştırır.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Kıskançlığın altında yatan sebepleri bulmaya çalışın. Mesela negatif eleştirel iç sesinizin farkına varmak ilk adım olsun.  Davranışın kökenini anlamak onu kontrol edebilmeye yardımcı olabilir.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Kıskançlığın üstesinden gelebilmek için güven inşa etmek gerekir. İlişkiyi paylaşan taraflar, her ne olursa olsun, paylaştıkları sevgi ve saygının ilişkilerini dış etkilerin tehdit etmesini önleyeceğini bilecek kadar güvenmelidir. Eğer kıskançlığın ilişkinizde problem olduğunu fark ettiyseniz, kimin kıskanç olduğu önemli değil, bu her iki taraf için de sıkıcı olabilir. Bu sorunu aşmak sabır, iyi bir iletişim ve inanışların(düşünce) değişmesi ile olur. Bu süreçte beraber hareket etmek önemlidir.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Eğer kararlı bir ilişki içindeyseniz bir miktar özgürlüğü feda etmelisiniz. Başınıza buyruk hareket edemezsiniz, diğer kişinin nasıl hissettiği konusunda bazı sorumluluklarınız var. Kıskançlıkla başa çıkmanın olumsuz yollarından biri eşe “bu senin sorunun” ya da “ben bir şey yapmadım” demek. Bu ağlayan bir çocuğa annesinin “Ağlamayı kes, sana ne oluyor?” demesine benziyor. Bu asla işe yaramaz. Bunun yerine “bunun neden olduğunu anlayabiliyorum” diyebilirsiniz. Eşinizin rahat hissetmesini ve sakinleşmesini sağlayabilir ve daha sonra isteklerinin uygulanabilir olup olmadığına karar verebilirsiniz.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Beklentilerinizi azaltın. “Partnerim asla başkasıyla ilgilenmemeli”, “Eşimin ne yaptığını her zaman bilmeliyim.” Gibi temel inançlarınızı gözden geçirin. Bu kesin yargılar sizi kıskançlığa daha yatkın hale getirebilir.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Kontrol davranışlarınızı yeniden değerlendirin. Sizi güvence altına alacağını düşündüğünüz davranışlar( eşinizi sorgulamak, telefonlarını kontrol etmek, sosyal medyasını takip etmek) aslında sizi sadece daha fazla endişelendir. Bu işlevsiz başa çıkma stratejileri eşinizle olan bağı zedeler. Ve de sizin onun gözündeki imajınızı ve size olan saygısını yok eder.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Gerçek ile kurguyu karıştırmayın. Kıskançlık hayal gücünün yıkıcı kullanımı tarafından kontrol edilir. Zihninizde yarattığınız şeylere dikkat edin, her düşündüğünüz gerçek değildir. Bir süre gözlem yapmakta fayda var.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Hayal gücünüzü kullanmak zorundaysanız en kötü olanı hayal edin. Ya ayrılırsanız, ne olur? Bu ilişki bitecek olsa hayatınızı nasıl yönlendirirsiniz? 10 olumlu cevap sıralayın. “o olmadan yaşayamam!” diyorsanız o olmazsa nasıl yaşayacağınızı hayal edin.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Kulağa sıradan gelebilir ama eşinize inanmaya ne dersiniz? Bir süre güvenemeyebilirsiniz ama inanıyormuş gibi yapmayı deneyin ve sadece gözlem yapın. Somut delik yoksa ihanet de yoktur.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Söylemesi yapmaktan daha kolay olabilir ama kendinizi başkalarıyla kıyaslamaktan vazgeçin. Kıskançlık hissettiğinizde ne düşündüğünüze bir bakın. “Onda ne buluyor?” sorusu kolaylıkla “Benden daha zayıf/akıllı/çekici.” cümlesine dönüşebilir. Böyle düşünmek yetersiz ve değersiz hissettirmekten başka işe yaramaz. İnsanlar sadece belirgin özellikleri için mi sevilir?&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Eşinizle iletişim kurun. Kıskançlık yaşıyorsanız bunu eşinizle konuşun ama konuşma şekli önemlidir. Öfkeli ya da iğneleyici konuşur, eşinizi suçlarsanız bu işe yaramaz. Sakince duygularınızı açıklayın ve nasıl çözüm bulacağınızı tartışın.&lt;/li&gt;
&lt;li class="rtejustify"&gt;Kıskanç davranışı kontrol etmek kimi zaman zor olabilir. Altta yatan nedenler nadiren kendi başlarına yok olurlar. Tüm seçenekleri denediniz ancak kıskançlık ilişkide sürekli tekrarlayan davranış şekline dönüştüyse profesyonel bir uzman yardımcı olabilir ve altta yatan sebeplerle başa çıkmak için destek olabilir. &lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;div class="rteright"&gt;&lt;strong&gt;Şenol BAYGÜL &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;uzman psikolojik danışman &lt;/strong&gt;
&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="rtejustify"&gt; &lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description><pubDate>Fri, 03 May 2019 11:52:40 +0000</pubDate><dc:creator>Şenol Baygül</dc:creator><guid isPermaLink="false">153 at https://srelaxovtu.top</guid><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/87">çift terapisi</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/36">Evlilik</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/38">Evlilik Öncesi</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/9">Evlilik Psikolojik Danışmanlığı</category></item><item><title>Karne Alan Çocuğa Nasıl Davranmalı?</title><link>https://srelaxovtu.top/antalya-psikolojik-danisman-karne-donemi-cocuga-nasil-davranmali</link><description>&lt;div class="field field-name-field-i-erik field-type-text-long field-label-above"&gt;&lt;div class="field-label"&gt;İçerik:&nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="field-items"&gt;&lt;div class="field-item even"&gt;&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;Karne Alan Çocuklara Nasıl Yaklaşmalı?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Karnedeki kırık notlar düzeltilebilir, ya çocuğunuzun kırık kalbi?&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Karneler tatil müjdeleyicisi olarak her öğrenciyi heyecanlandırır ve sevindirirken, sıra karneleri velilere göstermeye gelince durum farklılaşmaktadır. “&lt;em&gt;Karnesinde zayıf not olan”&lt;/em&gt; öğrencilerde heyecan yerini “&lt;strong&gt;Karnemi anne babama nasıl göstereceğim&lt;/strong&gt;.” düşüncesiyle korku ve endişeye bırakabilmekte.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Her &lt;strong&gt;ebeveyn&lt;/strong&gt; elbette çocuğu başarı olsun ister ve emek verir. Fakat bu konuda doğru olduğu düşünülerek gösterilen yaklaşımlar yapıcı olmak yerine yıkıcı olabiliyor. Sadece başarı odaklı ve ebeveyn zihninde çizilen plan ve profile uygun olarak değerlendirilen çocuklarda ruhsal yaralanmalar meydana gelebiliyor. Peki, &lt;strong&gt;karne süreci nasıl heyecan sendroma dönüştürülmeden yönetilmeli?&lt;/strong&gt; Bu noktada velilere önemli görevler düşmekte.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Başarılı karnelerle karşılaşan ebeveynler  “Kimin oğlu/kızı” diye övünerek başarıya ortak olurken, başarısızlığı paylaşmazlar. Özellikle çocuklarına &lt;strong&gt;mükemmeliyetçi&lt;/strong&gt; sıfatlar ekleyen onlardan beklentileri çok olan ebeveynlerin daha çok olumsuz tepki vermesini ortaya çıkaran karnedeki zayıf notlar çocukların başarısız kişiliklere sahip olduklarını göstermez. Karneler öğrencilerin bir dönem boyunca girdikleri sınavlardan aldıkları notların yer aldığı bir çizelgedir. Yalnızca sınav yapıldığı zaman diliminde bilgilerin hatırlanıp hatırlanamadığı hakkında bilgi verir. Ki sınavlar bir şeyin öğrenilip öğrenilmediğini tek başına belirleyemez. Öte yandan sınav performansı yalnızca öğrencinin sorumluluğunda da değildir. Maalesef oldukça çok sayıda ebeveyn bu gerçekleri göz ardı ederek ders notlarını bir kıstas olarak görür ve olumsuz tutum sergilerler.&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Ebeveynlerin ‘kötü evlat’, ‘beceriksiz, işe yaramaz çocuk’, ‘arkadaşını bile geçemedin, ondan yüksek puan alamadın’ , ‘başarısız’ gibi değerlendirmeleri öğrencilerde kaygıya sebep olmaktadır.  Diğer yandan böyle bir yaklaşım çocuğun kişiliğine yönelik olduğundan çocukta “başarılıysam sevilirim ve kıymetliyim”, “başarısız olursam sevilmem ve kabul edilmem” gibi yanlış düşünceler gelişebilir ve bu durum çocukta özgüven eksikliği, içe kapanma, değersizlik duygularına ve yalan söyleme gibi davranışlara sebep olabilir. Karne zamanı yaklaşınca  “Eğer karnen kötü gelirse eve gelme.”, &lt;strong&gt;“Notlar bir kötü gelsin tatil boyunca sanayide çalışacaksın.&lt;/strong&gt;” gibi söylemler evden kaçma davranışını hatta intiharı bile ortaya çıkarabilmekte. En çok yapılan hatalı tutumlardan biri de çocuğun arkadaşı, komşu çocuğu ya da kardeşi ile kıyaslanmasıdır. Böyle bir davranış çocuğun kendini yetersiz hissetmesine ve zamanla size içten içe öfke duymasına neden olabilir. Her çocuğun biricik ve kendine özgü olduğu unutulmamalıdır. Böyle bir tutum ebeveyn ve çocuk arasındaki ilişkiyi de zedeler. Çocuk onay, değer ve sevgi beklediği anne babası tarafından aşağılanır ve değersiz hissettirilirse bu onlara duyduğu güvenin azalmasına yol açabilir. Ayrıca bu kıyaslayıcı, aşağılayıcı, suçlayıcı olumsuz tutumlar sorun çözmede işe yarar değildir, bunun yerine çocukları motive ve teşvik edici bir yaklaşım daha yapıcıdır. Örneğin “Evet, matematik dersin zayıf ama ben senin daha iyisini yapabileceğine inanıyorum.”, “Elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığını biliyorum, belki önümüzdeki dönem farklı yöntemler denemelisin.”, “Ben sana güveniyorum, başarılı olacaksın.” denebilir. &lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;Genel olarak bir başarısızlık söz konusuysa eğer tepkisiz ve umursamaz davranmak da yanlış bir tutumdur.&lt;em&gt; Çocuklar&lt;/em&gt; süreçleri gereği bir rehbere ve yönlendirmeye ihtiyaç duyabilirler. Ebeveynler onlara destek olduğunu hissettirerek başarısızlığı ortaya çıkaran nedenler ve çözümleri üzerinde beraberce düşünülebilir. Başarısızlığın arkasında pek çok sebep olabilir, bu sebepler suçlama ve yargılama yapılmadan değerlendirilmeli, çocuğun kendi sebepleri de sorulmalı ve eksiklikler yeterli hale getirilmeli, gerekirse uzman yardımı alınmalı.&lt;a name="_GoBack" id="_GoBack"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rtejustify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;“İyi karneye ödüller”&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; vaat etmek &lt;u&gt;kötü karneye&lt;/u&gt; cezalardan ceza beğendirmek doğru olmayan yaklaşımlardan. Kötü karne ceza değil anlayış ve iyileştirme, iyi karne de içsel doyum gerektirir.  İyi bir karne takdir görmeli ancak hassas bir yaklaşım gerekli. Mesela &lt;strong&gt;&lt;em&gt;“Karnen iyi gelirse&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; sana bisiklet alacağım.” yaklaşımı bu hassasiyeti bozar. Çocuk anne babadan ödül ya da aferin almak için çalışmamalı. Yoksa her bir davranış için ödül beklemeye başlayabilir. Ders çalışmanın sorumluluğu olduğunu bilmeli. &lt;strong&gt;Anne babalar olarak çocuğa verilen en güzel ödül koşulsuz sevgidir.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rteright"&gt; &lt;/p&gt;
&lt;p class="rteright"&gt;&lt;strong&gt;Şenol Baygül&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="rteright"&gt;uzman psikolojik danışman&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description><pubDate>Fri, 04 Jan 2019 22:00:00 +0000</pubDate><dc:creator>Şenol Baygül</dc:creator><guid isPermaLink="false">152 at https://srelaxovtu.top</guid><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/31">Bireysel Psikolojik Danışmanlık</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/69">Çocukluk</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/70">Çocukluk Psikolojisi</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/21">Depresyon Tedavisi</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/28">Fobiler, Korkular</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/58">gelişim psikolojisi</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/57">sosyal psikoloji</category><category domain="https://srelaxovtu.top/taxonomy/term/81">Teog meb</category></item></channel></rss>